Şeyma Navir Bilgiç

İnsan Hayatının Dokunulmazlığı

Şeyma Navir Bilgiç

Birleşmiş Milletler insan hakları evrensel beyannamesinin 1. Maddesinde de yazdığı gibi, "Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar." 
İnsan hakları ırk, din, cinsiyet ve diğer farklılıklar gözetilmeksizin bütün insanlar için geçerli olması sebebiyle evrenseldir.
İnsan hakları asırlar içinde önce düşünsel ve felsefi alanın daha sonra da, anayasal belge ve bildirilerin, anayasaların ve uluslararası sözleşmelerin öncelikli  konusu haline gelmiştir. İnsan hakları ancak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gerçekleştirilen çalışmalarla, ulusal, bölgesel ve uluslararası alanda güvence altına alınmaya başlanmış ve bu alanda bir hayli yol alınmıştır.
Bütün bunların yanında en önemli konu özgürlüktür.  Zira özgürlük olmadan bir hakkı kullanmak mümkün değildir.
Bu hakların koruyucusu olan en önemli kavram ise kişi dokunulmazlığıdır. Çünkü kişi dokunulmazlığı, insanlığın vazgeçilmez ve mutlak kabul ettiği maddi ve manevi değerleri de korumaktadır. Bu bağlamda insan hakları ile kişi dokunulmazlığı arasında da ciddi bağlantılar söz konusudur.
İnsana verilen değer noktasında tek tanrılı dinlerin hepsinde ortak bir nokta söz konusudur; İnsan hayatının dokunulmazlığı!
Kur’an’da  insana verilen değeri konu alan ve öldürmemekle ilgili birçok ayet yer alır.
Tevrat'ta yer alan On Emirin ilki “öldürmeyeceksin”dir.
İncil’de  ise Hz. İsa kendisine yöneltilen ahiret hayatında ve dünyada mutlu olmak, sonsuz cenneti kazanmak için ne yapmalıyım sorusuna:  “zina yapma, cinayet işleme, çalma, yalancı şahitlik yapma, anne-babana saygı ve sevgi göster” cevabını vermiştir. 
Yani görüyoruz ki hem dini hem felsefi hemde yasal olarak insanların yaşama özgürlüğü en önemli haktır ve bu hakka dokunamazsınız. Her ne koşulda olursa olsun bir insanın ve canlının "yaşamak" hakkını elinden alamazsınız!
Ayrıca bir insanı öldürmekle yalnızca onu öldürmüş olmazsınız. Onunla birlikte onu seven herkesi öldürmüş olursunuz ve yine masumlar yok edilmiş olur.
Tüm bu vahşetin çözümü ise "sevgi" ve "saygı"dadır.
Zihnimizi, kalbimizi ve ruhumuzu, yıkımlara sebep olan öfke  yerine  sevginin sonsuz iyileştirici gücüne  bırakmak gerekir...

 

Yazarın Diğer Yazıları