Ramazan Kılıç

Modern Zamanın İffet ve Estetik Kaybı: Ekranlardaki İstilaya Dur Demek

Ramazan Kılıç


Büyük bir medeniyetin mirasçıları olarak, bugün içinden geçtiğimiz kültürel erozyonu seyretmek, bir çınarın köklerinin sinsice kurutulmasını izlemekten farksızdır. Sokaklarımızdan evlerimize, ceplerimizdeki ekranlardan ruhumuza sızan bu yeni nesil "eğlence" anlayışı, ne yazık ki toplumun ahlak kalelerini birer birer düşürmeyi hedefliyor.

Ekranlardaki Truva Atları: Diziler ve Filmler

Televizyon ekranları, artık birer kültür aktarıcısı değil, yabancılaşmanın ve çürümenin vitrini haline geldi. "Sanat" maskesi altında sunulan, çarpık ilişkileri normalleştiren, şiddeti kutsayan ve aile mefhumunun altını oyan senaryolar, toplumun genetiğiyle oynuyor. Bizim kültürümüzde "mahremiyet" bir kale, "edep" ise bir zırhtı. Şimdi ise reyting uğruna bu zırh deliniyor, en mahrem değerler pazar tezgahına dökülüyor. Kendi değerlerine yabancılaşmış, Batı’nın sadece tortusunu almış bir yaşam tarzı, "modernlik" ambalajıyla enjekte ediliyor.

Sosyal Medyanın Sahte Işıkları ve "Sanatçı" Yanılsaması

Gelelim sosyal medyanın o ışıltılı ama içi boş dünyasına... Sanat, ruhu yücelten bir disiplindir; bedeni teşhir etmek ise sanatın değil, acziyetin dışavurumudur. Bugün kendisini "sanatçı" olarak addeden bazı isimlerin, yetenekleriyle değil de vücut hatlarıyla, açık saçık paylaşımlarıyla gündem olma çabası, gerçek sanatın kemiklerini sızlatıyor. Bir sanatçı, toplumun önünde yürüyen meşaledir; karanlığı aydınlatması gerekirken, teşhircilikle toplumsal hayayı karartmaya çalışması trajikomik bir vakadır.

Devletin Denetim Mekanizmaları Göreve: Radikal Tedbirler Şart!

Bu yozlaşma karşısında sadece bireysel tepkiler yeterli değildir. Devletin ilgili tüm kurumları; başta RTÜK ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere, kültürel güvenliğimizi tehdit eden bu akımlara karşı derhal "alarm" durumuna geçmelidir.

Caydırıcı Yaptırımlar: Sadece sembolik para cezalarıyla geçiştirilen ihlaller, yayıncı kuruluşları durdurmaya yetmemektedir. Toplumun ahlaki yapısını zedeleyen yapımlara karşı, lisans iptaline kadar varan ağır ve geri dönülemez yaptırımlar uygulanmalıdır.

Dijital Denetim: Sosyal mecralarda "sanatçı" sıfatıyla toplumsal iffeti zedeleyen, teşhirciliği bir kazanç kapısı haline getiren profillere karşı sıkı bir dijital takip ve kısıtlama mekanizması devreye sokulmalıdır.

Milli Standartlar: "Sanat hürdür" safsatasına sığınılarak milli ve manevi değerlerimizin çiğnenmesine müsaade edilmemelidir. Devlet, toplumun ruh sağlığını korumakla mükelleftir.

 Kimliksizleşme Tehlikesi

Mesele sadece bir giyim kuşam meselesi değildir; mesele bir haysiyet ve kimlik meselesidir. Bir toplum, sanatını edepten, eğlencesini ahlaktan kopardığı an, sadece geçmişini değil, geleceğini de kaybeder. Biz, "Göz aydınlığı" olan çocuklara, ekranlarda sergilenen bu sefaleti miras bırakamayız.

Kendi köklerine ihanet eden bir sanat anlayışı, toplumun ruhunu besleyemez; sadece onu zehirler. Artık durup düşünme ve bu kültürel işgale karşı, devletin otoritesi ve milletin ferasetiyle bir kalkan kuşanma vaktidir. Unutulmamalıdır ki; bir milleti topla tüfekle yıkamazsınız ama ahlakını bozarak bir nesli yok edebilirsiniz.

Yazarın Diğer Yazıları