Dijital İstila: 'İçerik' Adı Altında Milli Kimliğe Suikast!
Ramazan Kılıç
Sosyal medya mecraları artık sadece vakit geçirilen yerler değil; Türk aile yapısına, inançlarımıza ve çocuklarımızın tertemiz zihinlerine karşı açılmış birer cephe haline geldi. Kendine "dijital içerik üreticisi" diyen ama aslında birer "şaklabanlıktan" öteye geçemeyen bir güruh, toplumun ahlaki kolonlarını kesmekle meşgul.
Para Karşılığı Satılan Geleceğimiz
Bu yapıların en büyük silahı, karanlık reklam algoritmaları. Sadece daha fazla tıklanmak ve cebini doldurmak için insanların zaaflarını kullanan, onları tüketime köle eden ve en kötüsü de helal-haram gözetmeksizin her yolu mübah sayan bir sistem kurdular. "İçerik" dedikleri şeylerin altında yatan asıl amaç, halkın cebindeki son kuruşa göz dikmek ve bunu yaparken de hiçbir etik değer tanımamaktır.
Algı Operasyonu ve "Yaşam Tarzı" Dayatması
Daha da korkutucu olanı, bu toplulukların Türk aile kültürünü hiçe sayan "alternatif dünyalarıdır." Bakıyorsunuz; nikahı gereksiz gören, evliliği "saçmalık" olarak niteleyen, hatta kutsal değerlerimizi ve dinimizi aşağılayıp sapkın inançları (şeytana tapma vb.) "havalı" bir şeymiş gibi sunan tipler türedi.
Sanki bu millet bin yıldır bu topraklarda bu değerlerle yaşamamış gibi, geçmişimizi silip yerine köksüz, ruhsuz ve ahlaksız bir model koymaya çalışıyorlar. Çocuklarımıza ve gençlerimize; "sizin geçmişiniz böyleydi, hayat böyle yaşanır" diyerek sistemli bir algı operasyonu yürütüyorlar.
Derhal Yasa, Derhal Önlem!
Bu bir rica değil, bir zorunluluktur! Devletin bu "şaklabanlık terörüne" karşı acilen bir yasa çıkarması şarttır:
İçerik Denetim Kurulu: Her önüne gelenin "içerik üreticisiyim" diyerek toplumun sinir uçlarıyla oynamasına izin verilmemelidir.
Mali ve Ahlaki Takip: Reklam algoritmaları üzerinden yapılan sömürü ve bu mecralardan elde edilen kontrolsüz gelirler sıkı bir denetime tabi tutulmalıdır.
Kültürel Kalkan: Türk aile yapısına, dini değerlere ve milli ahlaka saldırı niteliği taşıyan paylaşımlar "düşünce özgürlüğü" kapsamından çıkarılmalı ve ağır cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.
Sonuç olarak; Bizim çocuklarımız bu şaklabanların "özenti" nesli olmamalıdır. Eğer bugün bu dijital istilaya karşı yasal bir duvar örmezsek; yarın ne savunacak bir inancımız, ne koruyacak bir ailemiz, ne de "Türk" diyebileceğimiz bir gençliğimiz kalacak.

