Mükremin Kızılca

Nerede o eski kışlar?

Mükremin Kızılca

Mazotun Donduğu Günler
1980’li ve 1990 lı yıllarda çok çetin kışlar oluyordu. Kasım ayı sonlarında başlayan kar yağışı
hafızamdaki deyimle “güdük devenin kuyruğuna kadar” çıkardı. Bu kısaca yarım metreyi
aşan bir karı simgeler.
Konya merkezde bu kadar kar bir mevsimde en az üç beş defa takarlardı. Sabahları arabayla
işe gidenler arabalarının başında görülürdü. Kimisi sıcak suyla uğraşır, kimisi üç beş komşu
ile taksi kakardı. Ticari büyük araçların derdi ise hepsinden ağırdı.
Ara yolların buzlarında kar Mart ayının sonuna kadar kalkmazdı. Buzlar kalkınca da asfalt
delik deşik bir halde ortaya çıkardı.
Bu sırada ekipler kışın kar temizlemek için, mart sonunda da caddelerde buz temizlemek için
seferber olurdu.
1990 yılında 89 model bir 50 NC almıştık. Eski 72 model Ford minibüse göre kat kat büyük
ve çok mal alıyordu. Üzerinde orijinal Alman Fruhauf kasa vardı. Kasanın içini adeta bir
mağaza gibi tereklerle donatmış kullanılır hale getirmiştik.
Her sabah nazar dualarını okuyarak direksiyonuna geçtiğimiz bu 50 NC’yi aldığımız zaman
“iyi ki 35 NC almamışsın” diye tebrik edenler oldu.
Bir de 50 NC lerin kış aylarında, eğer çok kış olursa çalıştırmakta zorlanılacağı konusunda söz
edenler olmuştu. Nispeten yeni model olmasına rağmen 90lı yılların kış aylarında sabahları
bize çok eziyetler etti. Fatih Işıklar Valide Sultan sokaktaki evimizde bize uzun süre misafir
oldu. Dev kasasıyla evin önünde yedi sene nöbet tuttu.
Depodaki mazotun donduğu, motor yağının ise hareket edemez halde koyulaştığı kış
günlerinde altına çok ateş yaktık.
Bir de pürmüz diye bir şey vardı, tüple çalışıyor ve elimizde tuttuğumuz bir fıskiye ile yanan
tüp gazını deponun altına dakikalarca tutar donan mazotun çözülmesini sağlardık. Yağ
karteline de aynen yapardık bu işlemi.
Bazen deponun altına odunla ateş yakar mazotun çözülmesini sağlardık. “Mazot az olduğu
için donabilir” söylentisine karşı depoyu daima dolu bulundurmak zorundaydık.
Ayrıca her sabah kuzine sobanın üzerinde güğümlerde sıcak suyumuz hazır olurdu. 50 NC
motorunun ve aküsünün üzerine dökerek kendine gelmesini sağlar marşa öyle basardık.
Bütün bunlara rağmen bazen 50 NC gene de çalışmaz bize oldukça zor anlar yaşatırdı. Bazen
bir traktör bulur çektirerek çalıştırır bazen çekici çağırır onunla çalıştırırdık.
Hiç unutmam, bir gün bir çekici çağırdık ve Aydınlık Mahallesi'nde epey koşturduktan sonra
çalışmasını sağlayabilmiştik.

1990 lı yılların ilk yarısı bu 50 NC mücadelemizle geçti. İşimiz gereği sabah erken kalkmak
ve onu işe çıkmaya hazırlamak zorundaydık.
Ya iterek çalıştırmak? O da çoğu zaman başvurduğumuz bir yöntemdi.
Taksileri minibüsleri kamyonetleri iterek çalıştırıyoruz ama 50 NC'yi iterek çalıştırmak için
bayağı adam toplamak gerekiyordu.
Sorunu mazotun koyulaşması ve yağın katılaşması olan bir 50 NC;yi kaç kişi toplasan da
iteleyerek çalıştıramazdık.üü
(Konya sokaklarında kırk yıl adlı basılacak eserimizden…)

Nerede o eski kışlar?
 

Yazarın Diğer Yazıları