Kur’an Nedir?
Kur’an’ı saygıyla okumalı!
Meal Nedir? Okuma adabı nasıldır?
Muhkem ve Müteşabih ayetler
Müteşabih ayetleri nasıl tanırız?
Sonuç
Kur’an Nedir?
Kur'an-ı Kerim'de Kur’an kelimesi 70 ayet-i kerimede yer alırken ayrıca Kur’an’ın kast edildiği Furkan 3, Kitap 210, Zikr 9 yerde geçer.
Bakara 185. ayette Kur’an-ı Kerim'in bütün insanlığa “ilahi bir açıklama ve kurtuluş kaynağı” olduğu bildirilir. Araf 204. ayette “Kur'an okunurken mutlaka susulması ve dinlenilmesi”, Nahl suresi 98. ayette “Kur'an okumaya başlamadan önce şeytandan Allah'a sığınılması” emredilir.
İsra suresi 9. ayette “Kur’an-ı Kerim'in en mükemmel yola inananları sevk edeceği”, İsra suresi 78. ayette “sabah namazında okunan Kur'an'a bizim görmediğimiz şahitlerin dinleyici olarak iştirak ettiği”, İsra suresi 88. ayette “bütün insanların ve cinlerin tüm imkânlarını ortaya koyarak çalışmaları durumunda bile Kur'an'ın bir benzerini ortaya getiremeyecekleri” vurgulanır.
Kamer suresinde 4 defa “Andolsun biz Kur'an'ı anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık o halde düşünüp öğüt alan yok mu?” Mealli ayet tekrarlanır, Vakıa suresi 77, 78. ayette Kur'an'ın korunmuş bir kitapta yer aldığı kaydedilir, Haşr suresi 21. ayette “biz bu Kur'an'ı dağa indirseydik dağ Allah korkusundan erir biterdi” buyurulur.
Buruç suresi 21, 22. ayette gerçekte inanmak istemedikleri Kur'an'ın aslının levh-i mahfuzda saklandığı vurgulanır, İnsan suresi 23. ayette ise “Ey resulüm Kur'an'ı sana biz evet biz indirdik” buyurulur.
“O, sana Kitab’ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat’ı ve İncil’i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan’ı da indirdi. Şüphesiz, Allah’ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.” (Al-i İmran 3, 4)
Kur’an’ı saygıyla okumalı!
Kur'an-ı Kerim'in hangi dilden olursa olsun mealini veya orijinal Arapçasını okumaya başladığımızda her bakımdan tertemiz olmalıyız. Gazalinin, Serahsi’nin, Beşir Çelebi’nin bir kitabını, Tolstoy'un Balzac'ın Aytmatov’un bir romanını okumuyoruz. Okumaya niyetlendiğimiz eser, evrenin yüce yaratıcısı Allah'ın kullarına gönderdiği adeta karşılıklı bir konuşma metnidir. Bu durumda insanlara “Sadece bana ibadet edin sadece benden isteyin” buyuran Cenabı Hakkın kelamını okumaya başlayacağımızda saygıyla doğrulmalı ve huşu içinde okumalıyız. Çünkü biz “sözlerin en güzelini” okumaya başlıyoruz:
“Allah, kendi içinde uyumlu, gerçekleri tekrar tekrar dile getiren bir kitap olarak sözlerin en güzelini indirdi. Rablerinden korkanların onun etkisiyle tüyleri ürperir, sonra yine Allah’ı anmaya yönelerek bedenleri ve kalpleri huzura kavuşur. İşte bu kitap, Allah’ın bir rehberi olup dilediği kimseyi onunla doğruya yönlendirir; ama Allah kimi şaşırtırsa artık ona doğru yolu gösterecek yoktur.” (Zümer 23)
Meal Nedir? Okuma adabı nasıldır?
Meal, Kur’an-ı Kerim'in en kısa biçimi ile Arapçadan diğer bir dile çevirisi demektir.
Zamanımızda yüce kitabımızın bütün dillere çevrilmesi büyük bir hamle ve tebliğ hareketidir.
Kur'an-ı Kerim 23 senede, olaylara ve günlük gelişmelere göre parça parça indirildiğinden dini hayatı tanzim edebileceğimiz şekilde maddeler halinde değildir.
Meal okurken de normal Kur’an-ı Kerim'in aslını okur gibi güzelce abdest almamız ve saygıyla üzerine eğilerek okumamız gerekiyor. Kur’an’ı Kerim’den bir ayetin yazıldığı takvim yaprağı, kitap, kitap parçası veya herhangi bir kâğıt parçasını kesinlikle yerlere atmadan uygun bir şekilde imha etmeliyiz.
Son Peygamberimiz Hz Muhammed'in (sav) Arap kökenli olması nedeniyle zaruri olarak Arapça indirilen Kur’an-ı Kerim her ayetin maksadının, birebir diğer dillere çevrilebilmesinin zor olduğu da bilinmektedir. Bu bakımdan Kur’an-ı Kerim’e asırlardır yüzlerce tefsir büyük hacimlerde yazılmış ve istifadeye sunulmuştur.
Meal okurken dikkat etmemiz gereken en önemli nokta anlayamadığımız konuda bir fikir yürütmeden bilenlere sormak veya “Allah en iyisini bilir” diye noktayı koymaktır.
Muhkem ve Müteşabih ayetler
Bu hususta 3. sure olan Al-i İmran suresinin 7. ayetini şimdi beraberce bir incelemeye tabi tutalım:
“Sana bu kitabı indiren O'dur. Bunun ayetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu ayetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da Müteşabih ayetlerdir. Kalplerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyfîlerine göre tevil yapmak için onun Müteşabih olanlarının peşine düşerler. Hâlbuki onun tevilini Allah’tan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, "Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır." derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmez.”(Al-i İmran 7)
Ayetin mealini şöyle bir okuduğunuzda burada neler ortaya çıkıyor bir bir ele alalım:
İki türlü ayet vardır: Muhkem ve Müteşabih
Kötü niyetli olanlar kafadan yorumlarla fitne çıkarmak için Müteşabih ayetlerin peşine düşerler
Müteşabihlerin anlamını sadece Allah bilir.
Bilimde doruklarda olanlar bile "Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır." derler.
Bir önceki ayette de açıkça geçtiği gibi Kur’an-ı Kerim Tevrat ve İncili indiren aynı Allah tarafından indirilmiş ve onların bir onaylayıcısı olarak nitelendirilmiştir.
Muhkem olarak nitelendirilen ayetler; ne dediğini ve ne demek istediğini herkesin anlayabildiği ve hiçbir karışıklığa meydan verilmeden kavranabilen ayetlerdir ki bu ayetleri her insan okuduğunda ne dediğini anlar.
Müteşabih ayetler; çoğu insanlara anlaşılması güç gelir. Bunların anlamını tartışmadan ve peşine düşmeden “Ne Murad ettiğini Allah bilir” diyerek sözü bilenlere bırakmak hidayet kaynağıdır aksi ise dalalet kaynağıdır. Nitekim takip eden ayette, bu hususta inananların sapıtmamak için şöyle Allaha yakarmaları önerilir:
“(Müteşabih ayetlerle karşılaşanlar şöyle yakarırlar:) Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize tarafından rahmet bağışla. Lütfu en bol olan sensin.” (Al-i İmran 8)
Muhkem ayetler herkesin anlayabildiği, tarihi – doğal olaylar ve günlük hayatta uyguladığımız haram helal, emir, yasak ve farz gibi şeylerdir.
Müteşabih ayetler ise anlamını herkesin anlayamadığı anlayamayacağı benzeşmeli ayetler olup bu hususta sözü Allah'a ve bilenlere bırakmamız gerekiyor. Müteşabih ayetlere Cenabı Hak bizi sınamayı amaçlıyor o ayetlerden uyduruk, çıkarımıza yarayacak anlamlar çıkarma yoluna gidersek bu sınavı kaybedeceğiz ama en doğrusunu “Allah bilir” deyip işi muhkem ayetlere bırakırsak kazanacağız.
Aşağıdaki ayet-i kerimede çok net ve açık seçik olarak anlayamadıkları, müteşabih Kur’an ayetleriyle dalga geçilen guruplardan uzak durmamız emrediliyor. Hele bu tür sosyal medya ortamlarında cevap verme yeteneği olmayanların asla durmamaları gerekiyor bu ayete göre.
“O (Allah), Kitap'ta size şöyle indirmiştir ki: Allah'ın ayetlerinin inkâr edildiğini yahut onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, onlar bundan başka bir söze dalıncaya (konuya geçinceye) kadar kâfirlerle beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Elbette Allah, münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya getirecektir.” (Nisa 140)
Müteşabih ayetleri nasıl tanırız?
Aklımızın, havsalamızın ve mantığımızın tartamadığı bir mana ile karşılaşırsak onlar Müteşabih ayettir. Böyle Müteşabih ayetleri tanımak için bilmek için eğer bir ayeti okuduğumda mantığıma aklıma uymuyor diyorsam, diyorsak işte o Müteşabih ayettir orada susmamız gerekir. Mesela inanmayanların sonsuza kadar ateşte yanacaklarını ifade eden ayetler ginbi.
Her Müteşabih ayetin bir ya da daha fazla muhkem karşılığı da vardır Kur’an’da. İşte örnekleri:
Hz İsa'nın Allah tarafından Hz. Meryem’e üflenen bir ruh olduğunu bildiren şu ayeti ele aldığımızda burada aklımızın, havsalamızın ve mantığımızın tartamadığı bir mana ile karşılaşırız.
“Irzını korumuş olan kadını da (Meryem’i de) hatırla. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de, oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık.” (Enbiya 91)
Mesela Hz İsa olayında yukarıdaki ayet ile ilhat ve sapkınlık yoluna giderek “Allah'ın oğlu” nispetini Hz İsa’ya veren Hristiyanlar sapıtmıştır. Bizim de sapıtmamak için bu Müteşabih anlamlı ayetin manasını tartışmayıp aşağıdaki muhkem ayetteki gibi iman etmemiz gerekir.
“Allah nezdinde İsa’nın durumu Âdem’in durumu gibidir. Onu topraktan var etti; sonra ona “ol” dedi ve oluverdi.” (Al-i İmran 59)
Müteşabih ayetler karşısındaki insanın davranışını yukarıdaki ayet-i kerime ikiye ayırıyor:
Birincisi ilmin doruklarına erişmiş büyük bilginler, ikincisi de normal insanlar. O ayette ilmin doruklarına erişmiş insanların “Her şey Allah’tandır hepsine inandık onayladık” dedikleri anlatılır. İlmin diplerinde olan bizim ne yapmamız gerekir? Akıl havsala dışı diyerek reddetmek mi? yoksa muhkem ayetlerle amel edip Müteşabih ayetlere zorlama yorumlar getirmeden iman etmek mi gerekir?
Al-i İmran suresi 7. ayette “Müteşabih ayetlerin yorumunu ancak Allah bilir” buyurulmuştur ve devamında “Kalbinde hastalık olanlar yani niyeti kötü olanlar bu ayetlerin peşine düşerek sapkın yorumlar ortaya koyarak fitne çıkarmaktadırlar” buyruluyor açıkça.
Aklımızın, mantığımızın tartamadığı ayetlere Müteşabih dendiğini biliyoruz. Kur'an-ı Kerim'de elbette ki muhkem ayetler yani ne dediğini herkesin anlayabildiği ayetler çoğunluktadır. Mesela peygamber kıssaları, emirler, yasaklar, farzlar, vacipler, doğal olaylar evrenin yaratılışı, Müslümanların yapması gerekenler, inanmayanlara yapılan her türlü uyarı ve daha nice alanlarda ayetler gibi.
Yine Kur’an-ı Kerim'de önemli bir yer tutan ve kesinlikle yorum yapmaktan kaçınmamız ve “Allah bilir” diyerek sözü sahibine bırakmamız gereken birçok Müteşabih ayet vardır. Müteşabih ayetlerin karşılığında mutlaka Kur'an'da bir de muhkem ayet bulunur. Herhangi bir fitne peşine takılmadan, kalbimizi bozmadan Cenab-ı Hakk'ın Müteşabih ayetinden ne demek istediğini başka bir muhkem ayette de öğrenebiliyoruz, işte bir örnek daha verelim;
“İnkâr edenleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, asla iman etmezler. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de kalın bir perde bulunmaktadır ve onlar için büyük bir azap vardır.” (Bakara 6. 7)
Burada meal okurken kalkıp da “o zaman Allah madem mühürlemiş nasıl cehenneme atar” gibi bir soruyu Müslüman soramaz, çünkü bu bir Müteşabih ayettir aklımızın tartamayacağı bir durumdur. Ama bunun muhkem ayetlerde anlayabileceğimiz karşılığı şudur:
“Ey inkâr edenler! Bugün bahane üretmeyin! Sadece yapmış olduklarınızın cezasını çekiyorsunuz.” (Tahrim 7)
Yine Kur'an'da çok kez tekrarlanan şu cümle vardır: “Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir.” Bu Müteşabih ayetleri okuyunca “Madem Allah dilediğini hidayete erdiriyor, dilediğini dalalete itiyor, o zaman bir şey yapmamıza ne gerek var” gibi laflar edemeyiz. Çünkü bu bir Müteşabih ayet olup aklımızın alacağı Muhkem bir ayetle eğri fikrimizi düzeltmemiz gerekir.
Bu cümlenin içinde geçtiği ayet-i kerimelerden birisi:
“(Allah'ın emirlerini) onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. Artık Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Çünkü O, güç ve hikmet sahibidir.” (İbrahim 4)
Onun da muhkem ayetlerden karşılığı, “kişi yaptıklarının karşılığında rehinedir” (Müddessir 38) manasını barındıran 500 civarı ayet vardır işte onlardan birisi:
“İman eden ve iyi işler yapanlara, kendileri için zemininden ırmaklar akan cennetler bulunduğu müjdesini ver. Onlara cennetteki meyvelerden biri rızık olarak her sunulduğunda, “Bu daha önce de bize rızık olarak verilendir” derler. O kendilerine, benzer şekilde verilmiştir. Ayrıca orada kendileri için tertemiz eşler de vardır ve orada onlar sonsuza kadar kalıcıdırlar.” (Bakara 25)
Cenabı Resulullah bu ayetin yorumuyla ilgili hadis-i şerifinde “Allah size açıkça ne yapacağınızı emrediyor, aklının kabul etmediği ayetler hakkında ileri geri konuşanlardan, fitne çıkarmak isteyenlerden ve ayetleri çıkarlarına alet etmeye çalışanlardan uzak durun, onları iyi tanıyın” buyurmuştur.
Yine aynı ayeti anlatırken yüce Peygamberimiz “Kur'an'ın bazı ayetleri diğerlerini yalanlayacak değildir, yalanlamak için inmemiştir, anladıklarınız ile amel edin anlamadığınız ayetlere de tam olarak iman edin” buyurmuştur.
Peygamber efendimiz Kur'an ayetleri hakkında tartışmaya giren kişiler hakkında “Sizden öncekiler de böyle tartışmalarla kendilerine helak ettiler, Allah'ın kitabını bazı ayetlerini bazısı ile çatıştırmaya çalıştılar, Allah'ın ayetleri birbiriyle çatışmaz, birbirini doğrular bildiklerinizle amel edin bilmediklerinizi bilenlere sorun” buyurmuştur. (Hadislerin kaynağı: İbn-i Kesir tefsirinin ilgili ayeti anlatılırken geçer.
Sonuç
Kur'an-ı Kerim'in Arapça olarak okunması bir ibadetin parçası olduğu gibi başlı başına da bir ibadettir. Diğer dillerden mealinin okunması da Müteşabihler hakkında dilimizi tutmak ve Allah'ın iradesine itaat etmek şartıyla mutlaka büyük bir mükâfatı vardır.
Kur'an-ı Kerim hem sağlar için hem ölüler için rahmettir. Kendi ifadesi ile “Kur’an her bir şifa kaynağıdır.” (10/57, 17/82, 41/44) “Ölüler için değildir” diyerek Müslümanların ufkunu daraltmaya kimsenin hakkı yoktur. Ölüler de bizim ölülerimizdir ve Kur’an-ı Kerim'in onlara okunarak hediye edilmesi mutlaka fayda sağlayacaktır. Ancak bunu ticarete dökmek kesinlikle haramdır “benim bir hatmim var, bir Yasin’im var, bir tevhid hatmim var, alan olursa şu fiyata satayım” gibi ticari faaliyetler kesinlikle haramdır. Allah'ın ayetleri hiçbir zaman para karşılığında okunamaz, satılamaz.
Yüce kitabımızın en azından dörtte biri Müteşabih ayetlerden oluşur. Yukarıda uzunca anlatıp ayetlerle kanıtladığım gibi Müteşabih ayetler hakkında ileri geri konuşmak tevil ve yorumlarda bulunarak bir çıkarımda bulunanlar bizzat Cenabı Hak tarafından “kötü niyetli fitneciler” olarak kayda geçmiş durumdadır.
Elbette hepimiz meal okuyoruz ve okumaya devam edeceğiz. Burada dikkat etmemiz gereken 3. surenin ilk sayfasını mutlaka baştan sona okuyup kendimize çeki düzen vermektir. Özellikle 7. ayetteki kategorilere dikkat edelim, yüce yaratıcımızın kesin uyarı niteliğindeki emir ve ifadelerine kulak verelim.
Aklımızın, havsalamızın, mantığımızın kabul etmediği anlamlarda gibi görünen Müteşabih ayetlere bakarak kesinlikle bir çıkarımda bulunmayalım. Ne yazıktır ki sosyal medyanın kirli ortamına Allah'ın bu nazik ayetlerini de atan birçok arkadaşımız çıkıyor. İnşallah bu uzun yazımız bir nebze olsun Allah’ın Müteşabih ayetleri hakkında kendimize gelmemize vesile olur.
Aşağıdaki ayet-i kerimede çok net ve açık seçik olarak Kur’an ayetleriyle dalga geçilen guruplardan uzak durmamız emrediliyor. Hele bu tür sosyal medya ortamlarında cevap verme yeteneği olmayanların asla durmamaları gerekiyor bu ayete göre.
“O (Allah), Kitap'ta size şöyle indirmiştir ki: Allah'ın ayetlerinin inkâr edildiğini yahut onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, onlar bundan başka bir söze dalıncaya (konuya geçinceye) kadar kâfirlerle beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Elbette Allah, münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya getirecektir.” (Nisa 140)
“Konuyu Sözlerin En Güzelinden, Müteşabih ayetler uyarısından (3/7) sonra gelen ve bizlere saptırmaması için dua öğreten iki ayetle son veriyoruz.
“(Müteşabih ayetlerle karşılaşanlar şöyle yakarırlar:) Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize tarafından rahmet bağışla. Lütfu en bol olan sensin.”
Rabbimiz! Gelmesinde şüphe edilmeyen bir günde, insanları mutlaka toplayacak olan sensin. Allah asla sözünden dönmez. (Al-i İmran 8, 9)