Kürsüde Vefa: Talebesi, Hocası İsmail Kaya'yı Anlattı
Konya Aydınlar Ocağı'nın3363 düzenlediği Selçuklu Salı Sohbetlerinde bu hafta Prof. Dr. Muhittin Okumuşlar çocukluk yıllarından itibaren tanıdığı ve hocası da olan merhum İsmail Kaya'yı anlattı. 1936 yılında dünyaya gelen ve bu yıl doğumunun 90.yılı olan İsmail Kaya 57 yıllık ömründe pek çok hafız yetiştirip 25 Ocak 1993'de vefat etmişti.
Konevi derneği salonunda gerçekleştirilen programın açılış konuşmasını yapan Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü merhum İsmail Kaya’nın bir eğitimci olarak Konya’da iz bıraktığını belirterek “Muhittin Okumuşlar hocamız, baba dostu olan ve rahle-i tedrisatından geçtiği hocamızın hayatını ve hatıralarını anlatacak” dedi.
Daha sonra kürsüye gelen Prof. Dr. Muhittin Okumuşlar merhum İsmail Kaya’nın pek çok talebesi bulunduğunu, kendisinin de bunlardan biri olduğunu belirterek “Hocamızla benim bir tanışma noktam yok; kendimi bildiğimden itibaren tanıdığım bir insandı. Babam matbaacıydı, İsmail hocamız da babamın yanına çok gelip giden dostlarından biriydi. Ben 7-8 yaşlarındayken babam makina almak üzere Almanya’ya gitmiş ve bir süre dönmemişti. Ben e zaman zaman matbaaya giderdim. Hocam orada beni gördüğünde (Baban sana sarı bir Alman anne getirecekmiş) diye latife ederdi. İsmail hocam nüktedan bir insandı” dedi.
Hafızlık eğitimini 1984 yılında tamamladığını ve İmam Hatip Okulu’nun ilk üç sınıfında İsmail Kaya’ya talebe olduğunu da kaydeden Okumuşlar, “Arapça öğrenmek istiyordum, bunun için de İsmail hocama müracaat ettim ama kabul etmedi. Gerekçesi de vardı; o güne kadar Arapça öğrenmek için gelen talebelerin hepsinin yarıda bırakıp gittiğini söylemişti. Haftalarca süren ısrarımdan sonra, 4-5 kişi olmamız halinde okutabileceğini söyledi. Fakat bu kez ben yanıma talebe bulmakta zorlandım. Neticede altı kişi olup, bir zamanlar MTTB ve Akıncılar binası da olan, merhum Seyit Mehmet Buğa ağabeyin ofisinde Arapça öğrenmeye başladık” diye konuştu.
Zamanın çok hızla aktığına vurgu yapan Okumuşlar “İsmail Kaya hocamı tanıdığımda çocuktum, zaman öyle hızlı geçti ki bugün hocamın vefat ettiği yaştayım. Bu bakımdan zamanı iyi değerlendirmek gerekiyor” dedi. Yığınla kitap okuyan pek çok insanın öğretme kabiliyeti olmadığını müşahede ettiğini ama Hacıveyiszade gibi, kitap yazmamış insanlarında pek çok talebe yetiştirdiğini de kaydeden Okumuşlar, “İsmail hocamın da öğretme özelliği vardı. Önce Bağdat’ta, sonra Şam’da eğitim görmüş bir medrese talebesiydi. Yüksek ilim ve tevazu sahibi ve nüktedandı. Cevapları mutlaka hayatla ilgili olurdu. Tartışılan konularda onun kadar tahammül sahibi insan azdır. Herkese hitap eden bir insandı” diyerek sözlerine devam etti.
İsmail Kaya’nın Konya İmam Hatip Lisesinde öğretmenlik yaparken 12 Eylül Askeri Darbesinden sonra Bilecik’in Bozüyük ilçesine sürgün edildiğini vurgulayan Okumuşlar “Askeri yönetimin hüküm sürdüğü 1980’li yılların başlarında erken emeklilik yasası çıkarılınca İsmail Kaya hocamız da sürgünden kurtulmak için emekli olmak üzere dilekçe vermiş. Fakat bir türlü emeklilik işlemi yapılmamış. O mektubun nüshasını ben de görmüştüm; İsmail hocamız Kenan Evren’e, sözünü sakınmadığı bir mektup yazmış ve bir hafta sonra da emekli edildiğine dair karar kendisine bildirilmiş” dedi.
Doğu illerinde bir Şeyh Efendiden ders alan İsmail Kaya’nın bir tarikat mensubu olmasına rağmen bundan hiç bahsetmeden yaşadığını vurgulayan Okumuşlar “Bid’at ve hurafeleri birlikte okur, birlikte karşı çıkardık. Kütüphanesinde pek çok kitabı vardı. Evinde toplandığımız bir gün, çay servisi yapan arkadaşımız elindeki tepsiyi yere bırakmak için, ortadaki Aziz Nesin’in yazdığı kitabı ayağıyla itekleyince İsmail hoca bu duruma tepki mahiyetinde sözler söyleyip, hangi fikrin yazılı olduğuna bakılmaksızın bütün kitaplara saygı gösterilmesi gerektiğini anlatmıştı. Kendisi de otuz civarında kitap yazdı. İslâm Dini ve İlmihali, Fıkh-ı Ekber Şerhi, Âdab-ı Muaşeret, El Lü’lüü Vel-Mercân bunlardan bazılarıdır. Ömrünün son döneminde Kur’an Sözlüğü’nü yazmaya başlamıştı ama tamamlamaya ömrü kâfi gelmedi. Anlatım dili çok güzeldi ve ben de tefsir yazmasını çok istemiştim. Buna da başlamıştı ama tamamlayamadan vefat etti ve Sedirler de bulunan Aliyenler Mezarlığına defnedildi” diyerek konuşmasını tamamladı.
İlminin gereği olarak sözlerinin sonunda bir kaç Hadis’i Şerif’i nakleden Prof. Dr. Muhittin Okumuşlar’a program sonunda Konya Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü günün hatırası olarak kitap takdim etti