Konya Aydınlar Ocağı, doğumunun 70.yılında
Konya Akıncılar Derneği Kurucusu, Emekli Müftü Ahmet Poçanoğlu için Konya Aydınlar Ocağı doğumunun 70. Yılında Saygı Gecesi düzenledi. 'Sanki 70 yıl değil 500 yıl yaşadık!'
Konya Aydınlar Ocağı, doğumunun 70.yılında Konya emekli müftüsü Ahmet Poçanoğlu’na Saygı Gecesi düzenledi. Selçuklu Salı Sohbetleri kapsamında Konevi derneği salonun yapılan programda Poçanoğlu hayatı ve hatıralarını anlattı.
Programın açılış konuşmasını yapan Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü “Konya’mızın kültür hâdimlerinden Ahmet Poçanoğlu hocamızın 70 yıllık ömründe edindiği bilgi ve birikimleri dinleyerek istifade edeceğiz. Yaşanmışlıkların öğretici yönü kuvvetlidir ve teorileri konuşmaktan çok daha faydalıdır. Ahmet Hocamız da gençliğinden itibaren hem fikri mücadelenin içinde olmuş hem memleketimize, insanımıza ilmiyle hizmet etmiş bir insandır” dedi.
Daha sonra kürsüye gelen emekli müftü Ahmet Poçanoğlu yetmiş yılda iyi ve kötü günler gördüklerine vurgu yaparak “1955 yılının sonunda, 11. ayın son haftasında, Altınekin’in Sarnıç köyünde dünyaya gelince babam beni 1956’lı yazdırmış. Koyun yetiştiren ve İstanbul’a sürüler halinde götürüp satan bir ailemiz varmış. Aileden birini de (okusun, haramı-helali bilip bizi bilgilendirsin) diye okuturlarmış. Dedem, Ali Gav Medresesinde okuduklarını anlatırdı. Akşehirli Ahmet Efendi dedemin arkadaşıymış ve babamın düğünü de sırtında cübbesi, başında sarığı ile gelmiş. Yasaklı dönemde karakola uzak olan bizim Sarnıç gibi bazı köylerde Kur’an okumak, okutmak mümkün olmuş ama Altınekin merkez olduğu için bu imkâna sahip olamamış. Ailemizde herkesin sabahlığı olurdu ve her gün herkes Kur’an okumuş olurdu” dedi.
“Atların merkeplerin ardından geldiği, şimdiki gibi gökdelenlerin, sosyal medyanın olmadığı zamanları yaşadık” diyerek devam eden Poçanoğlu “Biz 60-70 sene değil, aslında beş yüz sene yaşadık desek çok abartmamış oluruz. Zira çok büyük değişimleri yaşadık. Makinaların olmadığı dönemlerde babalarımız kırk gün tarlada yatarak çalışırlardı” şeklinde konuştu.
Merhum Hasan Özönder’in İmam Hatip’te kendilerine hocalık yaptığını ve okuma alışkanlıklarının gelişmesine çok büyük katkı sağladığını anlatan Poçanoğlu “Sabah namazından çıktıktan sonra bayiye de gazete gelmiş olurdu ve Sabah, Bugün, Milli gazete gibi neşriyatı alıp yarım saatte birini okurduk. İsmail Kaya da değerli hocalarımızdan biriydi. Mevdudi’yi, Seyyid Kutup’u Necip Fazıl’ı hocamızın ev oturmalarında okuduk. Onun aldığı kitaplardan istifade ettik. Bir de hocamız bizi kamplara götürürdü. Mesela on beş gün Eğirdir’de kaldık ve yüzmeyi orada öğrendik” diyerek devam etti.
Gençlik yıllarında birkaç defa Ülkü Ocaklarına gittiklerini, sonra Necmettin Erbakan’ın siyasi hareketine destek verdiklerini, Aydın Fikirler Kulübü, MTTB gibi oluşumları takip ettiklerini anlatan Poçanoğlu “MTTB’de Devlet Mühendislik Mimarlık hâkimiyeti oldu ve İmam Hatipliler, Yüksek İslâm Enstitüsünde okuyanlar biraz itelendi. Biz de ortada kalıverdik. Hocamız 1975’de bir konuşmasında ilk defa Akıncılardan bahsetmişti. MTTB’nin partiler üstü olmak gibi bir anlayışı vardı. Biz de MTTB’liydik ama aynı zamanda partiliydik. MTTB’ye MSP’de çalışarak gelmiştik. 23 Ocak 1976’da Akıncılar derneği kurudu. Konya Genel Merkez olmak istiyordu ve biraz yavaş hareket etti. Sonra görev bana verildi ve 1976’nin son günlerinde Konya teşkilatını kurmuş olduk, tam faaliyete de 1997’nin başında geçtik” dedi.
Akıncılar’ı sadece bir gençlik hareketi olarak değil, toplumun tüm katmanlarına hitap edecek şekilde yapılandırmaya gayret ettiklerini ifade eden Poçanoğlu “Ilgın’a, Yunak’a, Ereğli’ye, Ermenek’e açılışlara gittiğimizi hatırlıyorum. Hatta Cihanbeyli’de bir dernek açılışımız olmuştu ve orada kuvvetli bir reaksiyonla karşılaşmış, arkadaşlarımız dayak yemişti. Akıncılar’ın Müslümanları bütün olarak görme gibi bir genel yapısı vardı. Dini meselelerde insanların boğulup kalmasına mani olmaya gayret ettik. Akıncılar’ın faaliyetleri ve polisin sık sık bizi almasıyla devamsızlıktan sınıfta kaldım. Aslında Hacettepe Tıp’a gidecek kadar puan almıştım ve babama bunu söylediğimde (Biz seni doktor olup para kazanasın diye okutmadık, hoca olmanı istedik) dedi. Sonra trenle Erzurum’a gidip Atatürk Üniversitesi İslâmi İlimler Fakültesine kaydoldum. Döndüğüm zaman da Bayram Başpınar hocanın evine bir saldırı olmuş; polis bana saldırı günü nerede olduğumu sordu ve ispat etmemi istedi. Tren biletimi gösterdim. O Hadiseyle ilgimiz yoktu” dedi.
12 Eylül darbesinin olmasıyla sokak hareketleri sonlanınca derslere yöneldiklerini ve çok okuyarak ilerleme kaydettiklerini anlatan Poçanoğlu “Mezun olduktan sonra öğretmenlik yapmayı düşünmemiştim ama köyde tarlada çalışırken gelen misafirin fikrim üzerine beni ayıplamasıyla ertesi gün Ankara’ya gitip MEB’e başvuruda bulundum. İlk atam kararnameme soyadım sehven Koçanoğlu yazılmış ve bu yüzden benim soyadı değişikliği yaptığımı zannedeneler oldu. Hayır, soyadımı hiç değiştirmedim. Sonra da o hata düzeltildi. İlk görev yerim Maçka İmam- Hatip Lisesi oldu. Karadeniz insanıyla orada kaynaştık. Mesela şu anda Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı olan Ahmet Metin Genç benim talebemdi. Maçkalıları hayırla anıyorum” diyerek sözlerini sürdürdü.
Öğretmenlikte ikinci görev yerinin Kulu İmam-Hatip Lisesi olduğunu anlatan Poçanoğlu “Burada çocukların hayali bir an öne yurt dışına, özellikle İsveç’e gitmekti. Hatta bir öğrencim diploma almasına bir ay kala okulu bıraktı. Zor zor okula getirmeye çalıştım. Derslerine devam etmeyen bütün öğrencileri aynı hassasiyetle okula devam ettirmeye hayret ettim” dedi.
Öğretmenlik yıllarındaki okumalarının sebebini soranlara usulen (Müftü olacağım) cevabını verdiğini ve 1989 yılında katıldığı müftülük-vaizlik sınavını kazanmasıyla da sözün vücut bulduğunu anlatan Poçanoğlu “Sınavdan sonra Antalya Mehmet Gebizli Eğitim Merkezinde Hizmet İçi Eğitim Kursunu tamamlayıp Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesine vaiz olarak görevlendirildim. Askerlik vazifemi de Erzurum’da yedek subay olarak yaptım. Turgut Özal’ın şort ile asker denetlediği dönemde askerlik yapmış oldum. Sakıncalı kaydım da varmış. Bir Üsteğmen (Alışabildin mi?) diye sorduğunda (Size alışmak mümkün değil, alışamadım) dedim. Bu davranışım, Turgut Özal için (Alışamadım) diyen ve ordudan uzaklaştırılan subayın davranışına bir nevi cevap oldu. Sonra da Konya’nın Yalıhüyük ilçe müftülüne atandım. Selçuk Eğitim Merkezi mezuniyetimizin ardından Doğanhisar, Güneysınır ve Çamardı Müftülüğü görevlerine tayin edildim. Daha sonra görevimden istifa ederek, bir süre özel sektörde eğitim alanında çalışmalarda bulundum. 2004 yılında Kars Anadolu İmam-Hatip Lisesi Meslek dersleri öğretmenliği ile tekrar memurluğa döndüm. Sekiz yıllık bu görevden sonra Konya Merkez Vaizliği ve Başvaizliği görevlerinde bulundum. 2012 yılında Yozgat İl Müftülüğüne, 2015 yılında da Selçuk Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürlüğü’ne atandım. 07.05.2018 tarihinde Konya İl Müftüsü olarak görevlendirildim ve 13.02.2021 tarihinde yaş haddinden emekliye ayrıldım” diyerek konuşmasını tamamladı.
Program sonunda eski yol arkadaşlarından önceki dönem milletvekili ve Konya Kızılay Başkanı Hüseyin üzülmez Ahmet Poçanoğlu ile ilgili hatıralarını anlattı. Ardından belge ve kitap takdimi ile program sona erdi.