Anadolu'Nun Tapusu Miryokefalon'da Alındı

Prof. Dr.Ahmet ÇAYCI : Miryokefalon Zaferi Anadolu'nun tapusunun alındığı bir coğrafyanın kaderinin kesin biçimde tayin edildiği tarihî bir eşiktir. Kronikler, savaşın Konya'nın batısında, Beyşehir-Konya hattındaki Bağırsak Boğazı'nda cereyan ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. 17 Eylül 1176'da Bağırsak Boğazı'nda kazanılan bu zaferle, Anadolu'nun artık kesin biçimde bir Türk yurdu olduğu dünya kamuoyuna ilan edilmiştir. 2026 yılında Konya Büyükşehir Belediyesi ve üniversitelerimizin desteği ile 17 Eylül'de zaferin 850. yılı etkinliklerle kutlanacak.

Anadolu'Nun Tapusu Miryokefalon'da Alındı

HİSDER (Hikmet İlim ve Sanat Derneği)'in Karatay Belediyesi Şemsi Tebrizi Sosyal Tesisleri’nde düzenlediği Pazartesi Toplantıları’nda Necmettin Erbakan Üniversitesi  Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı  Prof. Dr. Ahmet ÇAYCI “Miryokefalon Savaşı  “hakkında slayt eşliğinde dernek üyelerine bilgi verdi.

“Bin kelle” anlamındaki Myriokephalon (Miryokefalon) Zaferi ile birlikte: Bizans’ın Anadolu’yu geri alma idealinden vazgeçtiğini, Anadolu’nun Türk yurdu olduğu kesinlik kazandığını, Bizans’ın yeni siyasî gerçekliği kabullendiğini, Avrupa saraylarında Bizans’ın yenilmezliği algısı sarsıldığını,bu zaferin yalnızca bir askerî başarı değil; Anadolu’nun tapusunun alındığı tarihî bir belge niteliğinde olduğunu söyleyen ÇAYCI , Anadolu tarihinin dönüm noktalarından biri olan Myriokephalon Savaşı, yalnızca iki ordunun çarpışması değil; bir coğrafyanın kaderinin kesin biçimde tayin edildiği tarihî bir eşiktir. Bizans ve İslâm kaynaklarının birlikte okunduğu kronikler, savaşın Konya’nın batısında, Beyşehir-Konya hattındaki Bağırsak Boğazı’nda cereyan ettiğini açıkça ortaya koymaktadır.

     TÜRK MÜHRÜ ANADOLU’YA VURULDU

     Niketas Khoniates, İbnü’l-Azrak, Roger de Hoveden ve Gregory Abû’l-Farac gibi müellifler; savaşın cereyan ettiği geçit,  Tzibritze (Tzivritzē) Boğazı hakkında  bilgiler verirken; Ioannes Kinnamos, Süryanî Mihael, Ermeni tarihçi Smbat Sparapet, Sur Piskoposu William ve anonim Selçuknâme, savaşın Konya civarında gerçekleştiğini vurgular. Bu müşterek anlatım, savaş alanının Konya’nın batısında aranması gerektiğini açıkça gösterdiğini ifade eden ÇAYCI, “Myriokephalon Savaşı’nın yeri ve seyri, 20. yüzyılın başlarından itibaren modern tarihçiliğin de ilgi alanına girmiş, tartışmalar giderek savaşın yapıldığı coğrafya üzerinde yoğunlaşmıştır. Ancak Bizans, Süryanî, Ermeni ve İslâm kroniklerinin birlikte değerlendirilmesi, meseleyi büyük ölçüde açıklığa kavuşturmaktadır.” ifadesinden sonra zaferin 850. yılı 2026 yılında Konya Büyükşehir Belediyesi ve üniversitelerimizin desteği ile 17 Eylül’de etkinliklerle kutlanacağını söyledi.

    BİZANS’IN HESABI , SELÇUKLUNUN DİRENCİ

    ÇAYCI, Sultan I. Mesûd döneminde sağlanan Anadolu Türk birliği ile  1155’ten itibaren II. Kılıç Arslan tarafından kararlılıkla sürdürülmüş; bu durum Bizans İmparatoru Manuel Komnenos’un Anadolu’daki dengeleri yeniden kurma arzusunu tetiklemiştir. Manuel, Haçlılar ve Danişmendli beyleriyle kurduğu ittifakla Selçukluları kuşatmayı hedeflemiş, Sultan ise bu ittifakı dağıtmak için diplomasi ve fedakârlık yolunu denemiştir, ifadesinden sonra “1162’de İstanbul’da imzalanan anlaşma, görünürde Bizans-Selçuklu ilişkilerini yumuşatmış olsa da, Türkmen akınları ve Bizans’ın müdahaleci politikası, savaşın kaçınılmaz olduğunu göstermiştir. Sultan II. Kılıç Arslan’ın Danişmendli hâkimiyetine son vermesi, Bizans açısından artık sabrın tükendiği noktadır.”

    COĞRAFYANIN DİLİ BİZE GERÇEKLERİ GÖSTERİYOR

    Tarihsel süreç içerisindeki duruma değinen ÇAYCI, “1176’da Manuel Komnenos’un başlattığı büyük sefer, adeta bir Haçlı harekâtı mahiyetindedir. Latin, Macar, Sırp ve Kuman kuvvetlerinden oluşan karma ordu; ağır kuşatma makineleri ve binlerce araba ile Konya’ya yönelmiştir. Ancak Bizans’ın göz ardı ettiği husus, Anadolu coğrafyasının dilidir. Eskişehir yolunu kullanmaktan çekinen Manuel’in Denizli-Dinar hattını tercih etmesi, Türk mukavemetinden duyulan endişenin açık göstergesidir. Kroniklerin işaret ettiği güzergâh, Bizans ordusunun Homa üzerinden Tzibritze Boğazı’na yöneldiğini ortaya koymaktadır. Süryanî Mihael’in ‘Konya’ya bir günlük mesafe’ ifadesi ve Sur’lu William’ın anlatımı, savaş alanının Beyşehir-Konya arasındaki dar geçitlerde aranması gerektiğini kesinleştirir.” dedi.

     BAĞIRSAK BOĞAZI

    ÇAYCI, savaşın  Denizli veya Isparta’da yapıldığına dair çalışmalara karşın  kroniklerden yola çıkarak anlatımların coğrafyayla birebir örtüştüğü yerin Bağırsak Boğazı’nı sunumunda “Dar, menderesli ve yüksek yamaçlarla çevrili bu geçit, Selçuklu ordusunun uyguladığı vurkaç taktiği için son derece elverişlidir. Niketas’ın “Myriokephalon” adını verdiği ve terk edilmiş olduğunu belirttiği kale ise, büyük ihtimalle Asar Kale (Hisar-ı Meldos) mevkidir.” Arkeolojik bulguların bu noktanın Demir Çağı’ndan Bizans dönemine kadar kullanıldığını gösterdiğini, Smbat Sparapet’in XIII. yüzyıldaki kaydı da “harabe haldeki Meldinis Hisarı” ifadesiyle bu bölgeye işaret eder nitelikte olduğuna dikkat çekti.

      BİR RÜYANIN SONU

     Savaşın oluş sürecine değinen ÇAYCI, Bizans ordusu dar boğaza girdiğinde, ağır savaş makineleri ve uzun konvoy düzeni büyük bir zaafa dönüştüğüne Selçuklu kuvvetlerinin yamaçlardan başlattığı ok ve mızrak yağmuru, Bizans birliklerini birbirinden koparıldığını ifade ettikten sonra “ Theodoros Mavrozomes ve Baudouin kumandasındaki birlikler imha edilmiştir.Niketas’ın ve Süryanî Mihael’in tasvir ettiği manzara, bir askerî hezimetten öte, psikolojik bir çöküştür. Manuel Komnenos, ancak barış talebiyle ordusunun kalıntılarını kurtarabilmiş; Dorylaion ve Sublaion kalelerinin yıkılmasını kabul etmek zorunda kalmıştır. 17 Eylül 1176’da Bağırsak Boğazı’nda kazanılan bu zaferle, Anadolu’nun artık kesin biçimde bir Türk yurdu olduğu dünya kamuoyuna ilan edilmiştir. Bizans, Anadolu’yu geri alma idealinden ebediyen vazgeçmiş; Rum ahali yeni siyasî gerçeği kabullenmiştir.” ifadesinden sonra Avrupa saraylarında büyük yankı uyandıran mağlubiyet, Manuel Komnenos’un itibarını sarsmış; Alman İmparatoru Friedrich Barbarossa’nın Bizans’ı tâbiiyete davet edecek kadar ileri gitmesine yol açmıştır. Sultan II. Kılıç Arslan’ın itibarı ise İslam dünyasında daha da artmış, zafer şenliklerle kutlanıldığına değindi.

     ANADOLU’NUN TAPUSU ALINDI

     Myriokephalon, bu yönüyle yalnızca bir savaş değil; Anadolu’nun tarih sahnesindeki kimliğinin mühürlendiği büyük bir dönüm noktası sunumda Rahmetli Seyit Küçükbezirci’nin ön ayak olması sonucu Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından 2014 yılından itibaren başlayan çalışmalar sonucu bir farkındalık oluşturulduğuna vurgu yapan ÇAYCI, “Selçuk Üniversitesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Kültür Bakanlığı, Konya Büyükşehir Belediyesi işbirliğinde yüzey araştırmaları yaptık. Savaş güzergahını gezerek topoğrafik çalışmalarda bulunduk. Arazide sondaj çalışmalarına başlanılacak.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

 

      Sohbetin soru cevap kısmından sonra HİSDER Başkanı Prof. Dr. Önder KUTLU, Selçuklu Tapu Müdür Yardımcısı Hamza ERTAŞ ve Milli Bisikletçi Nurettin KİRPİKSİZ tarafından Prof. Dr. Ahmet ÇAYCI ‘ya hediyesi takdim edildi. Toplantı toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.