Karaduman: acılarımız üzerinden siyasi şov yapılmasın!

KARADUMAN GÜNDEMİ DEĞERLENDİRDİ KARADUMAN: ACILARIMIZ ÜZERİNDEN SİYASİ ŞOV YAPILMASIN! ‘’AK PARTİ’YE SERBEST OLAN ESNAFA NEDEN YASAK? KARADUMAN: ÇİN’DEN DEĞİL ALLAH’TAN KORKUN!

Karaduman: acılarımız üzerinden siyasi şov yapılmasın!

Konya Milletvekilimiz ve Gençlik Kolları Başkanımız Abdulkadir Karaduman TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi.

Karaduman, geçtiğimiz günlerde Gara Bölgesine yapılan operasyon sonucu terör örgütü PKK tarafından 6 yıldır rehin tutulan 13 askerimizin vahşice katledilmesinden dolayı terörü bir kez daha lanetleyerek bu olaydan dolayı yaşadığı üzüntüyü dile getirdi, şehit ailelerine ve milletimize baş sağlığı diledi.

Böyle zamanlarda siyasi polemiklerin içerisine girmeyi doğru bulmadığını ifade eden Karaduman sözlerine şöyle devam etti:

Acılarımız üzerinden siyasi şov yapılmasını üzüntüyle karşılıyoruz ve bunları reddediyoruz. Devlet yönetmek başka, şov yapmak başkadır. Bu iktidar devlet yönetmiyor, algıları yönetmek için şov yapıyor, hamaset yapıyor. Beceriksizliğinizin üzerini şov yaparak örtemezsiniz. 6 yıldır askerlerimiz Terör örgütünün elindeyken ne yaptınız, çıkın bunun hesabını verin. Askerlerimiz PKK’nın elindeyken bu iktidar terör örgütü elebaşı Öcalanın mektubunu televizyonlarda okuttu. Askerlerimiz PKK’nın elindeyken bu iktidar kırmızı bültenle aranan Osman Öcalanı TRT’ye çıkardı. Yazıklar Olsun. Terör örgütünün liderlerini televizyonlara çıkaracağınıza, askerlerimizi terör örgütünün elinden alsaydınız.

Bakın değerli arkadaşlar, hiçbir şey yapamıyorsak devlet nasıl yönetilir, geçmişi hatırlayalım; 1996 yılında Refah Partimizin Milletvekili olan Sayın Fetullah ERBAŞ öncülüğünde bir heyet, PKK’nın rehin tutuğu 8 askerimizi terör örgütünün elinden aldı ve sağ salim ailelerine teslim etmişti. İşte bu da devlet yönetmektir. Gelip meclis kürsüsünden ucuz ve basit hamasetlerle beceriksizliğin üzerini örtmeye çalışmak da devlet yönettiğini zannetmektir. Peki ya niçin? Çünkü Milli Görüş anlayışında ne pahasına olursa olsun yaşatmak vardır. Bizler yaşatmak için bütün yolları denemeyi inancımızın bir gereği olarak görüyoruz.

Devlet ciddiyeti vurgusu yaparak konuşmasını sürdüren Karaduman, acı üzerinden hamaset yapmayı bırakın diyerek iktidar partisine seslendi. Karaduman, ‘’Bu acı hepimizin acısıdır, şehit ailelerinin acısına saygı duyun.’’ Dedi.

Karaduman konuşmasını şöyle sürdürdü:

Ne yazık ki artık ciddiyetten iyice uzaklaşıldığını üzülerek görüyoruz. Acılarımızın istismar edildiğini ve siyasi şova dönüştürüldüğünü üzülerek takip ediyoruz. Böyle bir süreçte nezaket gereği iktidardan en azından bir süre salon programlarını iptal etmesini beklerdik ancak sanki hiçbir acı yaşamadık ve her şey normalmiş gibi bu programlar bütün ihtişamıyla yapılmaya devam ediyor. Bununla da kalınmıyor evladının mezarı başındaki şehit annesi aranarak telefon görüşmesiyle bu şamataya dâhil ediliyor. Buradan iktidarı akla, izana ve milletimizin acılarına saygı duymaya davet ediyorum.

Konya Milletvekilimiz Karaduman daha sonra pandemi nedeniyle esnafların yaşadığı sorunlara değindi. Pandemi sürecinde vatandaşların iş ve gelir kaybı yaşadıklarını ve bu şartlarda yaşamaya da devam etmeye çalıştıklarını belirten Karaduman Ak Parti’nin yaptığı kongreleri şu sözlerle eleştirdi:

Dün sayın Cumhurbaşkanı Mart ayından itibaren kademeli olarak normalleşmeye gidileceğini açıkladı. Adaletsizliğin her konuda en kuytu köşeye dahi sirayet ettiği bu süreçte bu haberler artık umut vermiyor. Pandemi sürecinde çifte standardın en somut örneğini sergileyen iktidar partisi, aynı zamanda gerçeklerden ne denli kopmuş olduğunu da göstermiştir.

Vatandaşın cevabını merak ettiği bazı soruları buradan dile getirmek istiyorum;

- Kapalı spor salonunda sıkış tıkış kongre yapılabiliyorsa kongre salonunun dibindeki lokantam, çay ocağım, kafem, dükkânım neden kapalı?

- İktidar Spor salonlarının lebaleb, tıkabasa, hıncahınc doluluğuyla övünürken, biz neden sosyal mesafeyi ihlal gerekçesiyle ceza yedik?

- Ak Partiye serbest olan esnafa neden yasak?

İcraatlarıyla adeta pandemiyi inkar eden iktidar, vatandaşlarımızı yasaklara uymaya davet ediyor. Son derece ciddiyetsiz bir şekilde takınılan bu tavrı kınıyoruz.

Açıklamalarının devamında Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı zulüm politikalarını gündeme getiren Karaduman; yıllardır anne ve babasından haber alamayan çocuklar ve çocuklarından haber alamayan anne-babaların seslerini duyurmaya çalıştıklarını hatırlattı. Bu zulüm karşısında ülkemizi yönetenler sessiz sedasız kör ve sağır kalmayı tercih ediyor diyerek hükümeti eleştiren Karaduman şunları söyledi:

Çin Büyükelçiliği ve konsolosluklar önünde seslerini duyurmaya çalışan mazlum Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz gözaltına alınıyor. Bu zulümlere ses çıkarması gereken iktidar, mazlumların sesini kısıyor.

Doğu Türkistan 200 yılı aşkın bir süredir Çin Halk Cumhuriyeti’nin zulmü altındadır. 7,5 milyondan fazla olan Uygur Türkleri zalimlerin ambargosu altında hayatlarını idame ettirmektedir.

Katliamlar, yargısız infazlar, keyfî gözaltı, keyfî tutuklama, işkence ve idam cezaları ile doğum kontrolü politikası nedeniyle gerçekleşen ölümler ve nükleer denemelerden kaynaklı yaşam hakkına yönelik ihlaller sistematik olarak devam etmektedir.

Uygur dilinin yasaklanması kültürel asimilasyonla birlikte Doğu Türkistan Çinlileştiriliyor.

Demografik yapının değişmesi, zorunlu göç ve yerleşim politikaları sonucunda çok sayıda insan yerinden edilmiştir. Bölgeye Çinlilerin yerleştirilmesiyle işgal somutlaştırılmıştır.

İfade özgürlüğünün kısıtlanması; haber alma, iletişim ve bilgi edinme özgürlüğünün kısıtlanması sadece Doğu Türkistan ve Çin içerisinde yaşayanlarla ilgili değil dünyanın dört bir yanındaki herkese yönelik bir ihlaldir.

Çin’in uyguladığı baskıcı politikalar, bölgeye uluslararası ulaşımı, insani yardımların girişini ve hak ihlallerinin yerinde tespitini imkânsız hâle getirmektedir. Doğum kontrolü politikası, zorunlu kürtaj, genç kızların zorunlu işçi olarak çalıştırılması, Doğu Türkistanlı kadınların fuhşa zorlanması özellikle kadınların yoğunlukla maruz kaldığı zulümler arasındadır.

Bütün bu zulümler yıllardır sistematik bir biçimde uygulanmaya devam ediyor. Çin’den sorulması gereken hesabın mazlumlardan soruluyor olması hangi aklın ürünüdür, bu tavrın vicdanlarda yeri yoktur. İçerideki siyasi ittifaklar, dışarıyla olan para ilişkisi vesaire… sebebi ne olursa olsun bu zulüm karşında sessiz kalmak asla kabul edilemez. Bu ülkeyi yönetenlere yakışan, Çin severler partisini dinlemek değil, ailelerinden yıllardır haber alamayan Doğu Türkistanlıların arşı titeten feryadını dinlemektir.

Bu çerçevede Çin Devleti ile yapılan suçluların iadesi anlaşması, TBMM üzerinde bir kara lekedir, bunu asla kabul etmeyeceğiz. Vicdan sahibi bütün milletvekilleri bu anlaşmaya karşı çıkacak, karşı çıkacağız ve bu anlaşmanın meclisten geçmesine izin vermeyeceğiz.

Türkiye acilen gözlemci bir heyeti zulüm bölgesine göndermeli, yaşanan ihlaller yerinde görülmelidir. TBMM’de acilen Uygur Dostluk Grubu kurulmalıdır. Bizler bu zulme sessiz kalmayacağız, her platformda Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin sesine ses olmaya gayret edeceğiz.

Aliya İzzetbegoviç’in ifadesiyle; “her şey olup bittiğinde hatırlayacağımız şey düşmanlarımızın yaptıkları değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır”

Bu zulüm karşısında takınılan tavır, bugünkü sessizlik elbette tarihe düşülen nottur. Ama biz tekrar uyarıyoruz; Sessiz kalmayın, Çin’den değil, Allah’tan korkun.

Vatan

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner37

banner23