“Taşeli yöresi, Türkiye'nin 7 coğrafi bölgesinden biri olan Akdeniz Bölgesi'nin orta kesiminde yer alır. Taşeli Yöresi, Orta Toroslarda Alanya'nın doğusundan başlayarak kıyıda Gazipaşa, Anamur, Bozyazı, Aydıncık ve Silifke'nin batı kesimleri ile iç kesimlerde Gülnar, Mut ve Ermenek'i kapsayan ve arazi yapısı çok kayalık ve engebeli olan bir bölgedir. Bölge, antik çağlardan günümüze birçok kültürlere ev sahipliği yapmıştır. Bölgenin yüzey şekli ve toprak yapısı çok kayalık olduğundan bölgeye "Taşeli" denmiştir.”

Vikipedi özgür ansiklopedi böyle dese de kıyı kesimler genelde kendisini kurtarmıştır. Ama iç kesim denilen Ermenek bölgesinde değişen bir şey yok gibidir. Burada Ermenek’ten başka Başyayla ve Sarıveliler adlı iki ilçe ile Güneyyurt, Kazancı ve Göktepe beldeleri yanı sıra 40 civarında köy vardır.

Konya’dan çıkıp Hadimi, Taşkent’i geçtikten sonra Orta Torosların ve Taşeli denen bölgenin tam ortası. 

Sarıveliler’den Daran deresine kadar Başdere denen ve birçok köyün ortak adı olan boğaz, bir de bir zamanlar şimdiki iki ilçeye ve iki beldeye nahiyelik yapan Tepebaşı köyü civarından Göksu boyunca Ermenek’e kadar dizilen köylerin ortak adı olan Navahi. 

Bu orta Toroslar ve Navahi denen verimli bölge tarih boyunca da hep insanlara kömür ve kereste taşıyan bir alandır. Anamur rıhtımlarına yanaşan gemilere hep buradan giden ağaç ürünleri dolar dururdu. Ağaçlardan elde edilen kömürler de yüz yıllardır Anadolu’nun iç kesimlerinin ihtiyacını karşılardı.

Ama ya insanı? O bağrı yanık, çalışkan, kadirşinas, mert ve civanmert ve güneş esmeri insanoğlu insanı tarih boyu hiç layık olduğu yere oturtulamamıştır. Asker devşirmede, akçe toplamada, tımarda, zeamette en büyük payları verse de refah ve huzur dedin mi buralardan çok uzaklarda kalmıştır.

O, kadınıyla erkeğiyle bir evlek bahçesi ile katırlarla eşeklerle 3-5 saatlik taşlık koyaklardan oluşan yaylası arasında varıp gelmiş hayata her şeye rağmen dört elle sarılmıştır evet dört elle.

Koca fatihin paşaları 1475 yılından sonra yöremize, bu Göksu’nun ortasını aka aka yardığı koca vadiye hiç hayır etmemişlerdir. Çünkü eniştesi olmasına rağmen Karaman oğlu kolay teslim olmamış kendisini uğraştırmıştır. O yıldan sonra derin bir elin Ermenek-Sarıveliler ve Başyayla üçgeninden oluşan Taşeli’ni, cezalandırdığı söylenir.

Bu işin derin tarafı, bir de görünen ve bilineni var ki o herkesçe malumdur: o tarihten sonra Karaman da dâhil olmak üzere Ermenek ve civarında kalburüstü aydın taifesi külliyen balkanlara, Kıbrıs’a ve başka yerlere sürülmüşlerdir. Bu gün ayan beyan ortadadır ki başta Atatürk olmak üzere Kosova, Bosna, Makedonya ve Trakya’ya giden akıncılar hep Taşeli’den götürülmüştür.

Güzel, olsun, öylesi daha hayırlısıdır belki deriz, ama geride kalanlara, Anadolu’nun şifresi olan bu insanlara zulüm yapılmasa, hak ettikleri değer verilse ne iyi olurdu. Ama öyle olmadı. Olmadığının kanıtlarından birisi de aşağıdaki olayda görülüyor.

Ermenek’te Tarihi Zulüm!

 

215 yıl önce Ermenek’te yapılan tarihin en büyük zulmünden bahsediyoruz. Osmanlı arşiv belgelerinden ele geçirdiğimiz aşağıda kaynağı verilen bir belgede “Ermenek’te tek kişi kalmayacak kadar” bir kaçıştan ve bunun nedeni olan yetkili zulmünden bahsedilmektedir.

 

1798 yılında Taşeli bölgesinde büyük bir nüfus dalgalanması yaşanır. bazı münferit olayları bahane ederek Abidin ve Ahmet adlı yetkililer halka görülmemiş bir zulüm yaparlar bunun sonucu olarak da Ermenek’te tek kişi kalmayacak şekilde bölgeyi terk eden ve kaçışan halk Karaman ve Konya’ya ulaşır.

 

Aileler dağılır ve halk darmadağın olur, memlekete ve ikametgâhlarına dönecek bir imkânı bile kaybederler. Ayakları yalın, üzerleri pejmürde, perakende, sefil ve mağdur bir halde Karaman ve Konya’da sürünürler ve hayata tutunmaya çalışırlar. Dedelerimizin bu hali ve çektikleri mezalim padişaha kadar ulaşır ve padişah 3. Selim aşağıdaki Fermanı yetkililere ulaştırır ve hepsini muhakeme ederek en ağır cezanın verilmesinde en ufak bir gevşeklik gösterilmemesi konusunda kadıları uyarır.

 

Aşağıda bu belgenin Latince transkripsiyonunu bulacaksınız.

 

“Ermenek İç-il Paşası Hakkında

Düstur-u mükerrem Karaman Valisi Vezirim  edâmellahü taâlâ iclâlehü ve kıdvetü’n-nüvvabi’l-müteşerriîn Konya Kazası Naibi Mevlana zîde ilmühü tevkî-i refi-î hümayun vâsıl olucak malum ola ki İç-il Sancağında vaki’ Ermenek kazası yayalılarının bu defa der bar-i ma’dilet-kararıma takdim ettikleri arzuhallerine liva-i mezbur Mutasarrıfı sabık mir-i miran-i kiramdan Emiru’l-ümerai’l-kiram Ahmet dâme ikbalühünün ve karındaşı Abidin ve Yayalığı Ahmet nam kimesnelerin hılaf-i şer’ vaki’ olan zulüm ve teaddilerine bir veçhile tab-âver-i tahammül olamadıklarından cümlesi Konya ve Karaman taraflarına perakende ve perişan olup Kaza-i mezburda bir ahad kalmadığın ve vilayetlerine varmak imkânı da olmayup sefil ve sergerdan ve mağdur oldukların inha ve mübaşir marifetiyle Konyada terafü-u şer’ ve ihkak-ı hak olunmak babında emr-i şerifim sudurunu istid’a etmeleriyle zaman-i sa’d-i iktiran-i şahanemde vediatullah olan fukaraya mikdar-ı zerre zulüm ve teaddi vukua gelmesine bir veçhile rıza-i aliyyem olmamağla ve Mir-i miran-ı mumaileyh el-haletü hazihi bâ emr-i âli Kıprıs Ceziresine memur olmağla sen ki Vezir-i muşarun ileyhsin tayin olunan mübaşir marifetiyle vekil-i şer’îyi Konya’ya ihzar ve iddia-yı hukuk ve tayin-i mâdde idenler ile ferden ferden terafü-u şer’ ve ba’de’s-sübut ihkak-ı hak ve keyfiyet-i suret sicillatıyla derseadetime arz ve ilam olunmak fermanım olmağın imdi ber veçh-i meşruh marifetin ve tayin olunan mübaşir mumaileyh marifetiyle mir-i miran mumaileyhima vekil-i şer’îsi Konya’ya ihzar ve iddia-yi hukuk ve tayin-i mâdde iden husamâsıyla Mevlana-yı mumaileyh huzurunda terafü-u şer’ ve ba’de’s-sübut icra-i şer’i ve ihkak-ı hakka ihtimam ve dikkat ve keyfiyeti suret-i sicillatıyla alâ vech’s-sıhha der aliyyeme arz ve ilama mübaşeret olunmak ve hilafı bir gûne hâlât-ı tecviz olunmamak babında ferman-ı âlişanım sadır olmuştur.

 

Buyurdum ki: Mübaşir tayin olunan dergâh-ı muallâm gediklülerinden Kıdvetü’l- emacidi ve’l-ekarim İsmail zîde mecdühü ile hükm-i şerifim vusul buldukta bu babta veçh-i meşruh üzere şeref-yafte-i sudur olan ferman-ı vacibü’l-ittiba’ ve lazimü’l-imtisalimin mazmun-i itaat-makrunuyla amel ve hareket ve hilafından hazer ve mücanebet eyleyesiz, şöyle bilesiz: alamet-i şerife itimat kılasız.

 

Tahriren fî evasit-i Şabani’l-Muazzam Sene: selase aşera ve mieteyn ve elf

Vasale fî 15 Şevval 1213 (1798) Be makam-i Kostantıniyye”

 

(Konya Şer’iyye Sicilleri 5.Cilt 25-2)

 

ÖZET VE SONUÇ

 

1- Şikâyeti yapan “Ermenek Kazası Yayalıları”

 

2- Zulmü icra eden orada görevli: Ahmet ve kardeşi Abidin ile Yayalığı Ahmet. Anlaşılıyor ki Yayalılardan Ahmet’in yaptığı zulme diğer Yayayalılar dayanamamış ve padişaha arzuhalde bulunmuşlardır.

 

3- Bu üç kişi işgal ettikleri makamın gücüyle “hilaf-i şer’i” yani yasalara aykırı olarak Ermenek’te tek kişi bırakmadan halkın dayanamayacağı bir haksız zulümle onları Konya ve Karamana darmadağın ederler.

 

4- Padişah Ermenek halkına “Vediatullah, fukara” demekte ve “Allah’ın bize emanet ettiği fakirler” tabirini kullanmaktadır.

 

5- Ayrıca Konya’da büyük bir mahkeme kurularak tarafların burada yüzleştirilmesini ve bütün hakların sahiplerine verilmesi emredilmektedir.

 

 6- Bu zulmü yapanların elebaşı yetkili kendisine şikâyet geldikten sonra padişah tarafından Kıbrıs’a sürgün edilmiştir. Padişah bu zulmü ve tecavüzü yapanların Konya’ya getirilmelerini de özellikle fermanında söylemiş Kıbrıs’ta bulunanın da yasal vekilinin ihzari olarak getirilmesini emretmiştir.

 

7- Yayalık nedir? Osmanlı devletinin kuruluş döneminde, barış zamanı tarımla uğraşan, savaş zamanı sefere katılan; kapıkulu ocaklarının kurulmasından sonra da bir süre eyalet askeri olarak kullanılan; bunlara karşılık kimi vergilerden bağışık tutulan bir sınıf yaya askeri. Adı geçen eyaletlerden birisi de İçel olup burada yayalar yani piyade askerler bulundurulmakta savaş haricinde geri hizmetlerde çalıştırılmaktadır. Ermenek’teki bu olayda zalim yetkilinin emri altında da bir yaya gurubu vardır ve bugünkü jandarmanın görevi için zaman zaman kullanılmaktadır.

 

8- Mağdurlar büyük oranda Konya’da olduklarından mahkeme de burada kurulmuştur.

 

9- Padişah mahkeme sonucunun zabıtlarıyla beraber kendisine mutlaka ulaştırılmasını ve Ermenekli mazlumların haklarının son noktasına kadar alınmasını Konya kadısına çeşitli vurgu ifadeleriyle emrediyor.

 

SONUÇ: halk gene geriye geldikten sonra mültezimler ve muhassıllar elinden çekeceğini çekmeye devam ediyor. Bu taşlık beldelere ta uzaklardan ortaklar gelerek merasını arazisini bölmeye çalışıyorlar, bunlara da fermanlar ihdas ve ısdar ediliyor.

 

28 Ekim maden kazasından sonra bu büyük acının arasında şöyle espriler yapıldığını duyuruyoruz: trilyonlar verilseydi Ermenek ve Taşeli bu kadar tanıtılamazdı.

 

Keşke işçilerimiz sağ olsaydı da böyle tanıtım da yapılmasaydı.

 

ORDA BİR TAŞELİ VAR UZAKTA - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Gödene