Uzun yıllar, biz eğitimciler tarafından arzulanan, kendilerinden birisinin; mutfakta emek vermiş, mutfağın ihtiyaçlarından uzak olmayan bir eğitimcinin (Sayın Ziya Selçuk’un) bakan olarak tensip edilmesi, umutları yeşertmiştir.

        Eğitimden uzak, onlarca bakanla milli eğitim sistemimiz hiç te milli olmayan, taklit sistemlerle oyalandı. Neticede milli eğitimde istenilen, hedeflenen başarı bir türlü sağlanamadı.

        Eğitimcilere tepeden bakan bir anlayışla sistemi idare etmeye memur kılınan bakanlar; baktı, geçti, gitti. Hiçbiri, eğitimcilerin hayır duasını ve takdirini alamadı maalesef!

        Geçen sene eğitim öğretim yılı başında yaşanan; TEOG siteminde ani bir değişiklik yaparak, son dakika golü ile 8.sınıf öğrencileri ve velileri ters köşe oldular. Yıl boyu veli ve öğrenciler büyük stres altında kaldılar. Buna benzer sıkıntılar hep yaşandı.

***

        Sayın bakanımızın ilk açıklamaları, her bir öğretmen arkadaşımıza mektup ile mukabelede bulunması, “sizden biriyim, hep birlikte ekip halinde çalışacağız… ” v.b ifadeleri iyi bir aşçıbaşı olacağının sinyallerini vermektedir.

        Eğitim; rastgele yapılabilecek bir sistem değildir. Bilimsel, milletimizin ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir eğitim sistemi ile iyi yetişmiş, donanımlı eğitimciler, sistemin ana unsurudur. Burada teğet geçilen husus, mutfakta hangi malzemeler gerekli, aşçılar ve baş aşçı ehil mi? Tam kıvamında, tadı, tuzu ile yemek yapılabiliyor mu? V.b hususlar önem arz eder.

        Atama ve görevlendirmelerde liyakat yerine mülakat uygulanması, sistemi kilitleyen, mutfakta yemeğin yanmasına sebep olan, en önemli husus olduğu kanaatindeyim. Derdi koltuk değil, eğitim olan neferlere ihtiyacımız her zamankinden daha fazladır.

        Sendikalar; haddi, hududu aşarak, bakanların, il- ilçe milli eğitim müdürlerinin üzerinde kendilerini, siyasetin verdiği cesaretle görmeleri, çalışma barışını zedelemekte, liyakat sisteminin uygulanmasını engellemektedir. Sendikaların asli görevi eğitim - öğretim sürecindeki aksaklıkları ilgili mercilere aktarmak, eğitim personelinin hukukunu korumak v.b olmalıdır.

***

        Eğitimdeki en önemli sıkıntı zorunlu eğitim uygulamasıdır. Eğitimi kabullenmeyen, istemeyen binlerce genci bu sistem harcamaktadır. Onları mesleki eğitime yönlendirerek, azami fayda sağlamak dururken; toptancı bir anlayışla aynı müfredatı herkes için uygulamak, hem insan fıtratına aykırı hem de bilimsel eğitimin ruhuna zıt bir durumdur.

        Nice gizli hazinelerimiz vardır. Onları keşfetmek, ilgi, yetenekleri ve kabiliyeti doğrultusunda iyi bir yönlendirme ile kazanmak eğitimin öncelikli hedefi olmalıdır.

***

         Sayın bakanımızın; eğitimci ruhu taşıması, eğitimin içinden gelmesi milletimiz ve eğitim camiası için şanstır diye mülahaza ediyorum. Yeter ki bakanımızın rahat çalışma imkanı elinden alınmasın.

        Hasıl-ı kelam; bizden, mutfak kültüründen bir büyüğümüzün bakan olarak tensip edilmesi; eğitim camiasına heyecan katmıştır.

        Milli Eğitim Bakanımız, Sayın Ziya Selçuk’a canı gönülden başarılar diler, dualarımızın sizinle olduğunu, aynı ruhla ekip kültürü içerisinde çalışacağımızı deklare ederiz. Vatanımıza, milletimize, eğitim camiasına, özellikle geleceğimiz olan yavrularımıza, hayırlı olmasını Mevla’mızdan niyaz ederiz.