Gerilme hiç ey lider! Rahat ol, rahat bırak!

Bizdeki küflü çivi sende olsun buturak

Ya gel hep bir olalım beraberce oturak

Ya da ayrıl git artık biz de senden kurtulak!

 

Tavanımız akıyor çul çaput ıslanacak                    

Başımızdakiler hep ayrı telden çalar

Söyleyin siyasiler ne zaman uslanacak

Böyle giderse düşman bu ülkeyi parçalar.

 

23 Nisan 2018 itibarıyla TBMM kurulalı 98 yıl oldu. Bu günün dünyanın tek çocuk bayramı olması dolayısıyla TBMM’de vekiller aynı gün bir toplantı yaptılar. Her parti adına bir sözcü on dakika konuşmada bulundu.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da izlediği toplantıda konuşmacılardan CHP başkanı Kemal Kılıçdaroğlu selamlama yaparken cumhurbaşkanına bir saygıda bulunmadı, onu yok saydı. Eğer o da diğerleri gibi “Sayın Cumhurbaşkanı” deseydi yumuşamaya bir katkı sağlayabilirdi.  

Ne Bu Şiddet ve Celal?

Konuşmacılar gündemden ayrılıp sen ben tartışmasına girişince TBMM başkanı o gün böyle demek zorunda kaldı. Bir bayram ve demokrasi şöleni tarzında seçmeye ve seçilmeye hazırlandığımız şu günlerde TBMM bünyesinde bu konuda sokak tipi kavgalara şahit olmak hepimizi utandırıyor. Her şey muhatabı kale almamaktan ileri gelmektedir, herkesi kendi yerimize koyarak davranış tarzlarımızı geliştirsek ve istemediğimiz ama muhatabın düştüğü seviyeye düşmesek çok kısa zamanda çok güzel şeylerin olacağı kesindir.

Atalarımız yüzyıllarca, ortalama bin yıldır ayrı din ve ırktan insanlarla iç içe, komşu komşuya yaşadılar, hiçbirisine zorla dini kabul ettirmediler, yönetimde onların haklarını sonuna kadar savundu. Ama nasibi olanlar iman etti olmayanlar bir saygı çerçevesinde yaşamaya devam etti. Mesela Konya’nın Arapoğlu makasında Rum Mahallesi, Şems civarında da Ermeni mahallesi vardı, sillede ise büyük oranda Rumca yazan Türkçe konuşan Ortodoks Türkler otururdu. Tamamen insani bir yapı kurmuşlar ve bunu yüzyıllarca sürdürmüşlerdir. Bugünkü ABD imparatorluğu adeta Osmanlının bir kopyasıdır. Biz ise onların beraber yaşama değerlerini başkalarından kopyalamaya çalışıyor ve onu da başaramıyoruz.

Uzun sözün kısası davranışımızı ve huylarımızı aşağıdaki hadisi-i şerif özetliyor;

“Kendin için ne istiyorsan başkası içinde isteyeceksin! Sana nasıl davranılmasını istiyorsan başkasına öyle davranacaksın!” ve "Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir. Mümin de, halkın, can ve mallarını kendisine karşı emniyette bildikleri kimsedir."

Dünyanın en önemli coğrafi bölgesinde yer alan Türkiye kana bulanmak ve kan gölüne atılarak parçalanmak isteniyor. Bu değerli arsanın bize layık olmadığını düşünen iç ve dış düşmanlar rahat duracağa benzemiyor.

2000 yılından önceki seçimlerde tüm liderlerin bir masada tartışmalarını izledikçe hayıflanıyoruz. Şimdikileri bir araya getirecek ne bekleniyor acaba? 

On sekiz senedir seçim meydanları da liderler de kötüye doğru çok değişti. Yan yana gelmekten tokalaşmaktan, konuşmaktan kaçıyorlar. Allah aşkına bunlar böyle olursa taban ne olur. İnanın taban bu liderlerden daha uygardır zira onlar ne kadar tartışsalar da her an bir masa etrafında toplanabiliyorlar. Liderlerin seçim öncesi birbirlerine utanç veren laflarından sonra seçim sonrası ne bekleriz, ne ekersek onu değil mi?

Seçim satına girildiği bu günlerde tabandakiler tavandakilerden bir şey istiyor; beraber olmak aksi halde gemide ciddi delinmeler olabilir. Ülke bütünlüğü ve vatandaşın can güvenliği için bir araya gelinmeyecekse bunun sonu nereye varır?

 “Vatan mevzu bahis olunca gerisi teferruattır” sözünü kullanacak duruma sakın gelmeyelim. Benim insanım, benim halkım, benim milletim katliamlar halinde ölecekse o zaman işte vatan mevzu bahistir. Dünyanın ne demesi kimsenin umurunda olmaz: işte bu nedenle liderlerin bir araya gelmesi her zaman önemlidir.

Gerilme hiç ey lider! Rahat ol, rahat bırak!

Bizdeki küflü çivi sende olsun buturak

Ya gel hep bir olalım beraberce oturak

Ya da ayrıl git artık biz de senden kurtulak!

 

ÇATIMIZDA YÜKSEK GERİLİM! - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Gödene