“BAŞKANLARIMIZ ve YAZARLARIMIZ” (SEVSİNLER.!)

Çoktandır not defterimde yazılmak için sırasını bekleyen konu başlıklarından “Başkanlar” ve “Yazarlar” konularını ele almak bu haftaya nasipmiş.

Not: “Sevsinler” ibaresini ise “Yalova Kaymakamı!” anlamında kullanılmıştır..

 

BAŞKANLARIMIZ.!

Modern dünyanın vazgeçilmez unsurlarından olan “Sivil Toplum Kuruluşları” genelinde ve bu kapsama giren özde “Temsil etme ve edilme” amacına yönelik yasalar çerçevesinde kurulan, tüzel kimlik yapılanmalarının en tepesindeki kişilere verilen sıfatın adıdır “Başkan.”

Konya Valiliğinden aldığım bilgiye göre, yaklaşık 2 milyon nüfuslu ilimizde şuan (Dernekler, Meslek kuruluşları, Kooperatif ve Vakıflarımız dahil) tamı tamına 3.500 yüz civarında “Yönetim Kurulu Başkanımız” mevcut.

Boru değil.. Tamı tamına nurtopu gibi 3.500- Başkanımız var..!

 

Dünya üzerindeki hangi ülkede bu nüfusa oranla ne durumda, karşılaştırma imkanım olmadı, ama bundan yaklaşık 20 yıl öncesiyle mukayese edildiği zaman son yıllarda bu sayının müthiş bir hızla artış göstermekte olduğunu biliyorum.

Benim bugün asıl yazmak istediğim noktaya gelecek olursak.. Bir basın mensubu olarak bulunduğum hemen her ortamda o kadar çok Başkan! Ünvanlı insanımızla muhatap olmaya başladım ki.. Bazen bulunduğum ortamlardaki başkan sayısının, başkan olmayan sayısından fazla olduğu bile oluyor..

Ülen gardaşım sormazlar mı adama; “Sen neyin ve kimin başkanısın? Senin temsil ettiğini iddia ettiğin kesim, seni gerçekten hür iradesiyle mi seçti, yoksa bir takım katakülleli, sözde ve kendince mevzuatlara uygun(!) formalitelerle mi başkan seçildin?

Resmi evraklar üzerinde başkan yazılmış olması ve bazı protokol ortamlarında kendini “Başkan” diye tanıtmış olduğun için, sana başkan diye hitabeden tıpkı senin gibi diğer başkanlar haricinde, dişe dokunur sayıda seni başkan yerine koyan, takan var mı?

Sana “Başkanım” diyen insanların arasında, temsil ettiğin ve başkanı olduğun kesim bile yokken, yönetim kurulu üyelerin bile; seni değil başkan, adam yerine bile koymazken… Sahi sen neyin başkanısın be kardeşim?

Sonuç olarak demem o ki, ülkemin diğer illerinde durum nedir bilemem ama Konya'mızdaki bu durum sayesinde sanırım "Kişi başına düşen başkan sayısı" sıralamasında zirveyi zorladığımızı zannediyorum.!

 

YAZARLARIMIZ.!

Geçtiğimiz ay yazdığım “Yazar ilen Yazan arasındaki fark” konusuna tekrar girmeden, bende kendini “yazan” olarak tanımlayan biri olarak, bu konunun da tıpkı Başkanlarımız mevzusunda olduğu gibi, özünden uzaklaştığı ve bir toplumsal caka satma, piyasa yapma ve kariyer edinme çabasına alet edilmeye başladığını düşünüyorum.

Adam almış eline bir ciltlenmiş ve üzerine bir şeyler karalanıp basılmış bir kağıt parçası… Bende yazarım! Diyor.

Sorsan adam “Yazar” ifadesinin anlamından bihaber.. Baksan elindeki sözde kitabına, dünler ve bugünler adına, orijinal içerikler ve anlam yüklü ifadeler ile yarınlara taşınacak, herhangi bir öge ve unsura rastlamak mümkün değil...

Oysa yazılanların bir akademik, ebedi ve kültürel değerinin yanı sıra, yazarının nevi şahsına münhasır duygu, görüş ve tespitleri olması gerekmez mi?

İnsanların bir eseri almaları ve okumaları için makul ve mantıklı bir takım sebeplerinin olması lazım değil mi?

Zaten dijital sosyal paylaşım ortamlarında teşhir edilen ve çoğu zaman bir başkasının paylaşımından beğenilen kopyala yapıştır türü içerikleri, arşivleyip farklı farklı sponsor yöntemleri(!) ile bastırılan bu tür kitaplara sahip olmanın “Yazar” unvanını almak için yeterli olmayacağı malûm. Ve hatta bu tür reklam kokan davranışların, gerçek yazarlarımıza bir hakaret anlamı taşıdığını da iddia edenlerdenim.

 

VELHASILI KELAM..

Konya Kitap Günlerinde de şahit olduğumuz üzere, toplumumuzun hemen her kesiminde olduğu gibi, fikir ve düşünce dünyası olarak faaliyet göstermekte olan ortamlar ile protokol ortamlarındaki bu tiyatro(!) türü davranışların

“Körler ve sağırlar, birbirini ağırlar” sözünün, umum ahali tarafından sıkça kullanılır hale geldiğinin altını bir kez daha çizmek istedim.

Yukarıda belirttiğim her iki konuda da bizzat kendi ismimin de dâhil olduğunu, açık yüreklilikle itiraf ettiğimin de bilinmesini isterim.

Yarası olan gocunur misali, bu yazımı okuyan her başkan ve yazar unvanlı insanımızın, doğrudan şahsıma karşı karşı saldırıya geçmeden önce, şöyle bir aynanın karşısına geçip, yazdıklarım dahlinde, kendilerini gözden geçirmesini umarım.

Bu durumda, gerçek anlamda başkan ve yazar gardaşlarım bana samimiyetle hak verirken..

İfşa etmeye çalıştığım türden, çakma başkan ve yazar biladerlerimin, bana karşı içten içe nasıl gıcık olduklarını(!) hissedebiliyorum..

Sıkıntı yok efendiler..

Herkes kendine yakışanı yapıyor.

Bende..! Sizler de..!

*****

ADAMLAR / ADEMLER

Çok ince bir çizgi var inan ikisinin arasında

Adamları, ademlerden ayırmak zor zenaat..

Ki insanın yegane sınavı hayat arenasında

Bir yanda onur ve şeref, öte yanda menfaat…

=Paşazade=

“BAŞKANLARIMIZ ve YAZARLARIMIZ” (SEVSİNLER.!) - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Gödene