İslam tarihinin en acı toplu şehitlik olayı Birimaunedir.

 

Rasûlullah (s.a.s.) Birimaunede 70 kurra hafız sahabesinin şehadet acı haberinin ulaştığı gece sabah namazının ikinci rekatında rükûdan doğrulunca:

 

"Allah'ım! Onların durumlarını sana havale ediyorum. Ey Allah'ım! Onların yıllarını Yusuf Peygamber'in kıtlık yılları gibi çetin yap, başlarına darlık getir. " diye beddua etmiş ve buna beş vakit namazlarında bir ay müddetle devam etmişti.

 

Cemaatin de arkasında "âmîn" dediği Rasûlullah (s.a.s.)'in bu duası kabul olmuştur.

 

“İlahi emrin gerçekleşmesine dair senin elinde hiçbir yetki yoktur; dolayısıyla onların tevbelerini kabule ya da onları cezalandırmaya karar vermek de (sana düşmez); çünkü onlar zalimlerin ta kendileridir.” (Ali İmran/128)

 

Bu ayet-i kerimesiyle yüce rabbimiz “bizim her şeyden haberimiz var siz kaygılanmayın ben gerekeni gerektiği anda yapacağım” manasında ayetler vahyederek hem peygamberinin hem de müminlerin yüreğine su serpmiş, onları rahatlatmıştır.

 

“Şehitler Ölmez”

 

Her şehadet ardından yüz binlerce insanın haykırdığı, milyonlarcasının da içinden katıldığı bu sloganın bir ayet olduğunu bilmeyenler için açıklayayım.

 

Yüce kitabımız Kur’an’da iki küme halinde şehitlerin ölmediğini teyit eden ayet kümeleri vardır.

 

Bu kümelerden birisi Aliımran suresinin 169 ila 174 arasındaki altı ayet-i kerimedir.

169 - Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rab'leri katında rızıklanmaktadırlar.

170 - Allah'ın lütfundan verdiği nimetle sevinçlidirler. Arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere de hiç bir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.

171 - Onlar, Allah'ın nimetini, keremini ve Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelerler.

172 - Kendilerine yara dokunduktan sonra da Allah ve Peygamber’inin davetine uydular. Hele onlardan iyilik edenlere ve gereğince Allah'tan korkanlara büyük bir mükafat vardır.

173 - İnsanlar onlara: "Düşmanlarınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun." dediklerinde, bu, onların imanını artırdı ve şöyle dediler: "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir".

174 - Bunun üzerine kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan Allah'ın nimeti ve lütfuyla geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük lütuf sahibidir. (Aliımran)

 

Bu kümedeki ayetlerden çıkan şehitler hakkındaki kesin sonuçlar şunlardır:

1- Şehitler kesinlikle ölmezler.

2- Allah katında rızıklanmaya devam ederler.

3- Allah’ın kendilerine verdiği nimetle sevinmekteler üstelik geride kalanları için hiçbir korku ve kederin söz konusu olmayacağını onlara söylemek isterler.

 

Kur’an ve Sünnette Şehitlik

 

Hz Âdem atamızdan son peygamber Hz Muhammed Mustafa (sav) e kadar bütün peygamberler tek hak din olan İslam’ı tebliğ etmişler ve onun inanç sistemini hiç farksız bildirmişlerdir.

Her zaman tebliğ erlerinin karşısına fert ve devlet olarak karşı çıkanlar olmuş olmaya da devam etmektedir.

 

Bu nedenledir ki binlerce yıldır insanlar umumiyetle inanç nedeniyle birbiriyle savaşırlar.

Bir tarafta doğru imanı bildirmek için vazifeli peygamberler diğer tarafta buna karşı gelen mevcut yönetim ve çıkar odakları.

 

Bütün yurtlar, memleketler ve sınırlar da hep bu noktada oluşmuş ve oluşmaya da devam etmektedir. Eğer doğru bir inanca sahipseniz ve onu savunuyorsanız: sizinle savaşılacaktır ve savaşılmaktadır.

 

İslam’da hiç bir zaman saldırı emredilmemiştir. Düşman saldırınca da en mükemmel silahlarla mukaddesatın (Din, Can, Namus, vatan, Mal) korunması emredilmiştir.  Ayetlerde düşman saldırılarının amacının İmana yönelik ve İslam nurunu söndürmeye matuf olması durumunda top yekûn savaş emri vardır.

 

“Allah, sizi ancak, sizinle din konusunda savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için destek verenleri dost edinmekten men eder. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (Mümtehine/9)

 

Müslümanlara savaş izni çıktıktan sonra Müslüman olmayanlardan kimlerle dostluk kurulacağı ve kurulmayacağı bu ayetle anlatılmıştır. Aksi halde bu ayette ki kıstaslara uyan saldırgan ve zalim düşmana karşı en kuvvetli bir şekilde cevap verilecektir.

 

Bu savaşlar sırasında vefat edenlere dinimizde şehit denmekte ve hem dünyada hem de ahirette çok özel bir yeri olduğu vurgulanmaktadır. Bu konuda ölçü “Allah yolunda öldürülmektir” bu hususta yüce kitabımızda çok sayıda ayet vardır ve şehitlerin ahiretteki hallerini anlatmaktadır. Şehitlik konusuna devam edeceğim, inşallah şimdi bu makalemizi o ayetlerden birisini kaydederek noktalıyorum.

 

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler” (Ali ımran/169,170)

 

Bu ayet-i kerimede şehitlerin cennette nasıl yaşadıkları ve dünyadaki yakınları için ne düşündükleri konusunda çok hoş bilgilendirmeler vardır.

 

Yüce peygamberimiz (sav) “Şehitlerin ruhları cennet meyvelerine bağlanmış bir yeşil kuşun içindedir.” buyurmaktadırlar. Tirmizi s 633

 

Yine peygamber efendimiz savaş dışında da altı sınıf şehitlikten bahsetmektedir:

“Şehit beştir: Allah yolunda savaşırken ölenler, salgın hastalıktan ölenler, suda boğulanlar, yangında yananlar, zatülcenbden ölenler ve doğum sırasında ölen kadınlar.” Muvatta’ s 119

Bu necip milletin yaşadığı “Güzel Belde” üzerinde süren vekâlet savaşları sırasında ve her halükarda şehadet rütbesine erişen kardeşlerimize ve atalarımıza Allahtan vaat ettiği gibi muamele etmesini niyaz ederiz.

 
 Şehitlik Mertebesi

 

Sözlükte “bir olaya şahit olmak, bildiğini söyleyip tanıklık etmek, bir yerde hazır bulunmak” gibi anlamlara gelen şehâdet dinî bir terim olarak Allah yolunda öldürülen Müslümanı ifade eder.

 

Kur’an-ı Kerim’de biri ikil, yirmisi çoğul olmak üzere elli altı defa geçen şehid kelimesi çoğu yerde “tanık” anlamında, bazı ayetlerde esmâ-i hüsnâdan biri olarak bazılarında ise “Allah’ın iradesine uygun biçimde yaşayan kâmil insan, örnek kişi, önder” manasında ele alınmıştır.

Allah yolunda canını feda ederek şehitlik mertebesini kazanan kimseleri ifade etmek üzere üç ayette şehitlerden söz edilmektedir:

 

“Kim Allah'a ve Resul’e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, Sıddıklar, şehidler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!” (Nisâ 4/69)

İSLAM VE ŞEHADET - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Gödene