Mevt Kelimesi

Ölüm gerçeğini herkes tadacaktır bunu kısaca cenab-ı hak Zümer suresinin 30-31. ayetlerinde peygamber efendimize hitaben şöyle ifade buyuruyor:

Elbet sen öleceksin ve elbet onlar da ölecekler. Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz.”

İslamiyet’te ölüm üç kelime ile ifade edilir: vefat, fevt ve mevt.

Bugün bu üç kelime üzerine Muhammed Fuad Abdülbaki hazretlerinin Kur’an Fihristinden yararlanarak bir analiz yapalım, inşallah.

Mevt kelimesi ve türevleri Kur’an-ı kerimin 166 ayrı ayetinde aynı manada yani ölüm anlamında geçmektedir.

Bunlardan 35 adedi bizzat mevt kelimesidir. 17 adedi mevta, 12 adedi meyyit kelimeleridir ki doğrudan ölen kişi manasını taşırlar. Altı ayette mevt kelimesinin çoğulu “emvât/ölüler” şeklinde geçer ki bu altı ayetin tamamı “Allah yolunda ölenlere ölü denmemesi ve ölü zannedilmemesini” emir buyurmaktadır. İşte onlardan birisi:

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar.” (Aliımran 169)

Fevt Kelimesi

Fevt kelimesi geçmek, geçinmek ve fark manasına gelir. Osmanlıca arşiv belgelerinde miras taksimlerinde “bundan akdem fevt olan” şeklinde ölmek manasında hep fevt şeklinde kullanılır.

“…elinizden gidene ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Aliımran 153)

Bu ayetteki “gidene” kelimesinin Arapçası fevt kelimesidir ki elinizden kayıp giden, kaybettikleriniz, demektir.

Vefat Kelimesi

Vefat kelimesi bu haliyle ölüm demektir. Kök olarak vefa yani yetmekten ve tükenmekten gelmekle de ölümü yani ömrün sona ermesini ifade eder.

60 ayet-i kerimede vefat kelimelerinden türeyen kelimeler geçmektedir. Bu ayetlerin tamamı bitmek, yetmek ve vefat etmek manalarına sahiptir. Ayrıca bu kökten kelimeler bazı ayetlerde ifa etmek yani yerine getirmek manasına gelenler de vardır. Bazı ayetlerde de karşılığın tam ödenmesi manasında geçmektedir.

Vefat köklü kelimelerin asıl manası olan ömrün vefa etmesi, sona ermesi manasında ki şu ayet-i kerime çok manidardır.

“Kendilerine yazık eden kimselere melekler, canlarını alırken: «Ne işte idiniz!» dediler. Bunlar: «Biz yeryüzünde çaresizdik» diye cevap verdiler. Melekler de: «Allah'ın yeri geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!» dediler. İşte onların barınağı cehennemdir; orası ne kötü bir gidiş yeridir.” (Nisa 97)

Vefat kelimesinden t harfini kaldırınca ortaya çıkan kelime vefa kelimesi olup asıl kök de budur ki eksiksiz vermek ve zamanı gelince almak ve vermek manasını ihtiva eder.

 İyi amel işleyenlere karşılığının tam ve zamanında verileceğini ifa ve tevfiye kalıbıyla ifade buyuran ayetlerden birisi şudur:

“İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Allah onların mükâfatlarını tastamam verecektir. Allah, zalimleri sevmez.” (Aliımran 57)

Ahirette Allah’ın amellerin tam karşılığı hakkında asla haksızlık etmeyeceğini defalarca aynı kalıpla ve vefa-tevfiye kelimesiyle ifade buyurduğu bir kati nas da şudur:

“Allah'a döndürüleceğiniz, sonra da herkese hak ettiğinin eksiksiz verileceği ve kimsenin haksızlığa uğratılmayacağı bir günden sakının.” (Bakara 281)

Vefat kelimesinin kökünden gelen ve “teveffeni-beni vefat ettir, öldür” manasında hazreti Yusuf tarafından söylendiği hikâye edilen ancak bizlere bir dua şekli öğretisi olan Yusuf suresinin 101. ayeti mükemmel bir ifade sergilemektedir.

“Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat.”

Teveffenî muslimen ve elhiknî bi-ssâlihîn

Benim canımı Müslüman olarak al ve beni iyilere kat!

Âmin!