Dünya ve İslam tarihinde istifa diye bir mekanizmanın olmadığı malumdur.

Peygamber efendimiz 30 yıldan sonrası için meliklik / emirlik yani krallık buyurarak halifeliğin hanedanla olmayacağını ifade etmiştir.

Hanedanlıklarla gelen sözde halifeler ise asla kendiliğinden görevi bırakmaya yanaşmamışlardır. Ayrıca babadan oğula veya kardeşe, abiye geçen hanedanlıklarda yetkisiz ve ehliyetsiz nice kişilerin halife olması da kaçınılmazdır.

Buna rağmen hilafet kurumu 1924 yılına kadar devam etmiştir. Hazreti Alinin vefatıyla seçimli hilafet bitmiştir. Ne var ki Hz Muaviye’den başlayarak hanedanlıklarla süren emirliğe de hilafet denmiştir.

Hz Muaviye’nin oğlu lanetlik Yezitle beraber ehl-i beyte karşı Cuma hutbelerinde bir lanetlemenin başladığı ve bunun Emevi hanedanı boyunca sürdüğü söylenmektedir. Ancak bu hanedandan mensuplarından birisi bu lanetlemeyi reddederek istifa ediyor, birisi de bu lanetlemeyi kaldırarak yerine Nahl suresinin 90. Ayetini okumayı usul haline getiriyor. Bugün hutbelerde okunan ayet o ayettir.

İstifa Eden Halife H. 64

Yezit oğlu Muaviye babası öldüğü gün biat olundu lakin ekseri tarihçiler kırk gün sonra biat olundu demişlerdir.  Ehl-i beytin hukuk-ı şanını bilip daima arz-ı ubudiyet eder saygı gösterirdi. Bir gün Şam camiinde minbere çıktı ve peygamberimiz aleyhisselamın ehl-i beytini övdükten sonra “vücud-ı şerifleri mevcut iken ve onlardan gasben alınan saltanat bana lazım değildir” diyerek kendi kendisini görevden aldı. Aradan çok zaman geçmeden zehirlenerek rebiü’l-ahırın beşinde atmış dört yılında vefat eyledi, yirmi üç yaşında idi.

Hutbe Ayetini Lanet Yerine Koyan Halife

el-Masum billah Ömer bin Abdülaziz radıyallahu Teâlâ anh zamanına gelinceye kadar haşa hazreti Ali cenabına minberlerde sebb ve lanet ederlerdi. Bu sahib-i  seadet Ömer bin Abdülaziz radıyallahu Teâlâ anh minbere çıktı ve hutbe okudu ve o hazreti Aliye taarruz ve lanet mahalline geldiğinde:

“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl 90)  

Ayetini okudu ve indi ve cümle vilayetlere emirler göndererek “bu minval üzere amel olunsun” dedi bugüne kadar süren bu güzel amel onundur.

Tarih-i hamiste lanetlemenin terkini şu şekilde beyan eder:

 Ömer bin Abdülaziz halife olup halka hutbeye çıkmazdan evvel bir Yahudi’ye talim eyledi ki halk içinde gel kızımı benden iste, bunun üzerine o Yahudi geldi ve: ya emiral mü’minin bana kızını ver, dedi.

Ömer ise sen bir Yahudi’sin nice mümkündür Yahudi’ye Müslümanın kızını vermesi dedi.

Yahudi de dedi ki: ya ne şaşırtıcı bir şeydir ki peygamberiniz aleyhisselam kızını Aliye nikahladı dedi.

Ömer bunun üzerine yüzün kara olsun! Ali ehl-i din büyüklerinden ve tevhit ehlinin önde gelenlerindendir deyince:

Yahudi ise cevabında:  peki niçin böyle değerli bir kimseye minberlerde sebb ve lanet edersiniz?

Ömer bin Abdülaziz halkı çağırdı, beni Yahudi susturdu, buna bir cevap verin dedi, cümlesi cevaptan aciz oldu.

Ömer bin Abdülaziz derhal hutbeye çıktı ve o lanet okunan yere gelince:

“Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl 90) ayetini okuyarak o meşum hadiseye bir son verdi. Allah ondan razı olsun!

Kur’an’ın en derin ve şümullü manaya sahip ayetlerinden olan bu ayet-i kerime o günden beri hutbelerde okunmakta ve meali de verilmektedir.

İSTİFA EDEN TEK HALİFE - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Gödene